AKŞİN YENİSEY

Bu iki isim aynı toplumu ifade etse de, hem birbirine düşman hem de birbirine dost olan iki ayrı zihniyete aittir. Bana göre biz hâlâ Sovyet halkıyız. Çünkü üzerimizdeki yüksek baskılı düşünme biçimi hâlâ Sovyet düşüncesidir.
Bağımsız Azerbaycan’ı da aslında Sovyet Azerbaycanı’na duyduğumuz sevgiyle seviyoruz. Devlete olan bağlılığımızın şekli değişti ama özü değişmedi. “Azerbaycan halkı” dediğimiz topluluk 1991’de doğdu; yani henüz 35 yaşında. Bir halk için 35 yaş, emekleme dönemidir.
Biraz somutlaştıralım. Her şeyin “en”ine ulaşma arzusu, her şeyi “en”le ölçme alışkanlığı proletarya kültürünün mirasıdır. Sovyet eğitim sisteminin en çok sorduğu sorular şunlardı: En uzun nehir hangisi? En yüksek dağ hangisi? En büyük şehir hangisi? Sovyet insanı dünyanın bütün “en”lerini ezbere bilirdi. Ama bu bilgilerin günlük hayatta hiçbir gerçek karşılığı yoktu.
Bugün de o “EN” kültürü hâlâ egemenliğini sürdürüyor. İnsanlarımız en yüksek duvara, en büyük arabaya, en ünlü şarkıcıya, en pahalı telefona sahip olmak için insanlığından vazgeçecek hale geliyor.
Herhangi bir “en”e sahip olmayan insan ise kendisini değersiz hissediyor.
Mesela dün bir sunucu konuğuna soruyor: “Sizce gerçek aydın kimdir?” Konuk da sanki elinde “aydın ölçer” cihazı varmış gibi büyük bir eminlikle iki kişinin adını veriyor. Ardından insanlar başlıyor hem sunucuyu hem konuğu hem de adı geçen kişileri eleştirmeye: “Gerçek aydın onlar değil, başkalarıdır” diye.
Oysa meselenin kendisi baştan yanlış.
Çünkü biz, “en” olma iddiası taşımayan insanları bile “en” üzerinden değerlendirmek istiyoruz. Diyelim ki birbirimizi suçlaya suçlaya en büyük aydını, en büyük şairi, en büyük bilim insanını, en güçlü sesi seçtik. Bunun toplumun hayatında neyi değiştirecek?
Bakü’de dünyanın en yüksek bayrağının dalgalanması, en güçlü sesin Reşid Behbudov’dan çıkması, en fazla iklim çeşidinin Azerbaycan’da bulunması ya da en az tahrif edilmiş kutsal kitabın evimizin vitrininde durması hayatımıza ne katıyor?
Aslında toplumun “en”lerle avutulması tamamen ideolojik bir meseledir.
Sovyet köpeği Layka’nın uzaya ilk çıkan canlı olması Sovyet halklarının hayatına gösterişten başka ne kattı? Kuzey Kore’nin en uzun menzilli füzelere sahip olması sıradan bir Korelinin hayatında neyi değiştirdi? İran’ın “en eski devletlerden biri” olmakla övünmesi İran vatandaşına sefalet dışında ne verdi?
“En”lere tapınmak, hâlâ Sovyet halkı olduğumuzun sadece bir işaretidir. Bugün sadece Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi’ne girseniz bile bunun yüzlerce örneğini görürsünüz.
Biz henüz gerçek anlamda Azerbaycan halkı değiliz; sadece onun ihtimali, onun umuduyuz. Gerçek Azerbaycan halkı bizi gelecekte bekliyor.
Belki de beklemekten yorulup bir gün geleceği de terk edecek.