KAYA KERİMOĞLU

Bugün Orta Doğu coğrafyasında suların ısınmadığı tek bir gün bile yok. Ancak bu seferki tartışma petrol ya da stratejiyle sınırlı değil; mesele, derin bir kimlik ve mülkiyet savaşı. Donald Trump’ın pragmatik bir tavırla bölgeye kendi ismini yakıştırması, Araplar ile Farslar arasında yüzyıllardır süregelen “isim kavgası”na yeni bir perde ekledi. Fakat bu üçlü tiyatro sahnesinde birileri bir şeyi kasten unutuyor: Tarihin kadim ve Türk olan asıl hafızasını.
Tarih Yazılmadan Önce Oradaydılar: Sümer ve Elam’ın Kökleri
Bugün “Basra” mı yoksa “Fars” mı olduğu tartışılan o körfezin haritalardaki en eski ayak izi, ne Perslere ne de henüz keşfedilmemiş bir kıtanın çocuklarına aittir. Henüz Avrupa tarih kitaplarını kaleme almamış, “Pers” ismi literatüre girmemişken; o suların adı Kenger Körfezi’ydi.
Modern tarihçiliğin Sümer diye adlandırdığı halkın kendine “Ki-en-gir” (Kenger Yurdu) demesi bir tesadüf değildir. Mezopotamya ve Elam medeniyetlerinin altyapısını kuran, o topraklara tarımı ve kanalları getiren Kenger Türkleri; binlerce yıl önce körfeze mühürlerini vurmuşlardı. Bugün İran toprakları üzerinde yükselen medeniyetin harcı, bu kadim toplumun eliyle karılmıştır.
İmparatorluklarınaa Maskesi Altındaki Türk ruhu
Pers İmparatorluğu olarak pazarlanan yapıların içine bakıldığında, aslında karşımıza çıkan tablonunrengi çok başkadır. Bugün “Ahameniş” denilen devlette bile süvari birliklerine “Çapar” denilmesi ya da şapkaya “Başlık” denilmesi, dilin ve kültürün asıl sahibini fısıldar.
Datarın “Part” ya da “Eşkaniler” olarak kaydettiği hanedanlığın şahlarına baktığımızda, karşımıza Türkçe isimler ve unvanlar çıkar. Erdeşir gibi isimlerden, Sasaniler döneminde halkın kahramanı olan ve Türkler arasında “Ata Babek” olarak anılan Babek’e kadar; o coğrafyanın damarlarında akan kan her zaman Türk’tü. Şehirlerin isimleri, dağların dili ve imparatorlukların idari yapısı Türkdehasıyla şekillenmişti.
Perslere Atılan Sessiz Tokat
Türklerin bugün bu “isim tiyatrosunu” kenardan izlemesi bir vazgeçiş değil, aksine tarihi bir rest
çekmedir. Modern siyasetin sığ sularında boğulan Arapları, Farsları ve Amerika’yı o körfezde baş başa bırakmak; aslında tarihin asıl sahibinin verdiği bir soğuk derstir.
Türk dünyasının bugünkü sessizliği, aslında bölgeyi kendi tapulu malı sanan o zihniyete atılmış “Kengerlerin sessiz tokatı”dır. Pers dedikleri imparatorlukların içinde bile Türkçe kelimelerin, isimlerin ve şehirlerin yaşadığı gerçeği orada dururken; bu körfez kavgası sığ bir gürültüden ibarettir. Bu sessizlik; “Siz orada yokken biz vardık, siz kavga ederken de biz buradayız” demenin en vakur yoludur.