
Semerkant’ta sürgünün gölgesinde başlayan bir hayat; Kırım’a, milli kimliğe ve Kırım Tatar halkının haklarına adanmış uzun bir mücadele…
Bazı insanların doğduğu yer ile ait olduğu yer aynı değildir. Refat Çubarov’un hikâyesi de tam olarak böyle başlar. O, Kırım’da değil, Kırım’dan binlerce kilometre uzakta, Semerkant’ta dünyaya geldi. Çünkü doğduğu 1957 yılında ailesinin vatanı Kırım, onlar için ulaşılması yasaklanmış bir yurttu.
Çubarov’un kuşağı Kırım’ı önce görerek değil, dinleyerek tanıdı. Evlerde anlatılan Bahçesaray’dan, Akmescit’ten, köylerden, dağlardan, Karadeniz’in kıyılarından ve 18 Mayıs 1944 sürgününün acı hatıralarından öğrendi. Bu nedenle Kırım, sürgünde doğan çocuklar için yalnızca bir coğrafya değildi. Kaybedilmiş evin, parçalanmış hafızanın ve bir gün mutlaka dönülmesi gereken vatanın adıydı.
Refat Çubarov’un siyasi ve toplumsal mücadelesini de bu tarihsel arka plandan ayrı düşünmek mümkün değildir.Sovyetler Birliği’nin son döneminde Kırım Tatarlarının vatanlarına dönüş mücadelesi güçlenirken Çubarov da milli hareketin içerisinde yer aldı. 1991’de Kırım Tatar Milli Kurultayı’nın yeniden toplanmasının ardından oluşturulan Kırım Tatar Milli Meclisinin yönetiminde görev aldı. Uzun yıllar Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile birlikte çalışan Çubarov, 2013 yılında yapılan Kurultay’da Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlığına seçildi. Fakat kader, Kırım Tatarlarını bir kez daha tarihî bir sınavla karşılaştıracaktı. 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesiyle Kırım Tatarlarının siyasi ve toplumsal hayatında yeni ve çok ağır bir dönem başladı. Çubarov ve Kırım Tatar Milli Meclisi, yarımadanın Rusya’ya bağlanmasını kabul etmedi. Aynı yıl Rus makamları Çubarov’un Kırım’a girişini yasakladı. Kırım Tatar Milli Meclisinin yönetimi daha sonra çalışmalarını Kyiv’den sürdürmek zorunda kaldı.

Böylece Semerkant’ta sürgünde doğmuş bir Kırım Tatarı, yıllar sonra yeniden kendi vatanına giremeyen bir siyasi lider durumuna geldi.Tarihin insan hayatında kurduğu en acı halkalardan biri belki de budur.Ancak Çubarov açısından Kırım mücadelesi yarımadanın sınırlarında kalmadı. Kırım Tatar meselesinin uluslararası kuruluşların, devletlerin ve kamuoyunun gündeminde tutulması çalışmalarının önemli aktörlerinden biri oldu. Kırım Tatar Milli Meclisi bugün de Kırım Tatarlarının temsil hakları, siyasi tutuklular ve aileleri, Kırım Tatar dili ve kültürünün korunması ve Kırım meselesinin uluslararası gündemde tutulması gibi alanlarda çalışmalar yürüttüğünü belirtiyor.
Uluslararası hukuk alanında da Kırım Tatar Milli Meclisinin durumu önemli bir mesele hâline geldi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Ukraine v. Russia (re Crimea) kararının ekinde, Refat Çubarov ve Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun Kırım’a girişlerinin yasaklandığı ve Meclis üzerindeki kısıtlamalar kayda geçirildi.
Çubarov’un hayat hikâyesini önemli kılan noktalardan biri burada ortaya çıkıyor: Onun biyografisi ile Kırım Tatarlarının yakın tarihi birbirinden kolayca ayrılamıyor.
Sürgünde doğdu.
Vatanına dönüş mücadelesinin içinde yetişti.
Milli Kurultay ve Meclis çalışmalarında sorumluluk üstlendi.
Kırım Tatarlarının siyasi temsil mücadelesinin önde gelen isimlerinden biri oldu.
Ve 2014’ten sonra yeniden Kırım’dan uzakta yaşamak zorunda kaldı.
Fakat Kırım’dan uzakta olmak, Kırım’dan vazgeçmek anlamına gelmedi.
Bugün 69 yaşına giren Refat Çubarov’un hayatına bakarken aslında yalnızca bir siyasetçinin biyografisine değil, sürgün edilmiş bir halkın birkaç kuşağa yayılan hikâyesine de bakıyoruz.
Kırım Tatarlarının tarihinde Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun adı nasıl uzun yıllar süren direnişle özdeşleşmişse, Refat Çubarov’un adı da bu mücadelenin sonraki kuşağa taşınması ve uluslararası platformlarda sürdürülmesiyle birlikte anılmaktadır. Çünkü bazı mücadeleler bir insanın ömründen daha uzundur. Bir kuşak başlatır, başka bir kuşak devam ettirir. Babalar çocuklarına bir vatanın adını öğretir; çocuklar o vatanın hafızasını kendi çocuklarına aktarır. Kırım Tatarlarının hikâyesi biraz da budur.
Bugün Refat Çubarov’un 69. yaşını kutlarken, Semerkant’ta sürgünde dünyaya gelen o çocuğun yıllar sonra Kırım Tatar Milli Meclisinin başına uzanan hayat yolculuğunu ve temsil ettiği tarihsel mücadeleyi hatırlıyoruz.
Doğum gününüz kutlu olsun, Refat Çubarov.
Dileğimiz, Kırım Tatarlarının dilini, kültürünü ve milli hafızasını gelecek kuşaklara özgürce aktarabildiği; ailelerin ayrılmadığı ve insanların kendi vatanlarında hak ve güvenlik içinde yaşayabildiği günlerin gelmesidir. Çünkü Kırım, Kırım Tatarları için yalnızca üzerinde yaşanan bir toprak değildir.
Kırım, hafızadır.
Kırım, Vatandır.
Kırım, nesilden nesile aktarılan bir aidiyettir.
AZERBAYCAN DERGİSİ