
22 Ağustos, Azerbaycan’ın yakın siyasi tarihinde yalnızca bir devlet adamının vefat ettiği tarih değildir. 22 Ağustos 2000’de hayata veda eden Ebulfez Elçibey, aradan geçen yıllara rağmen Azerbaycan’ın bağımsızlık mücadelesi, Türk dünyasının geleceği ve milli devlet düşüncesi tartışılırken adı yeniden hatırlanan siyasi şahsiyetlerden biridir. Çünkü Elçibey’i yalnızca 1992–1993 yıllarında Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş bir siyasetçi olarak değerlendirmek, onun temsil ettiği fikri mirası anlamak için yeterli değildir.
Elçibey, Sovyet sisteminin Azerbaycan’da güçlü olduğu yıllarda bağımsızlık düşüncesini savunan, milli kimlik ve Türk dünyası fikrini siyasi mücadelesinin merkezine yerleştiren isimlerden biriydi. Henüz Sovyetler Birliği’nin dağılması yakın bir ihtimal olarak görülmezken Azerbaycan’ın bağımsız bir devlet olması gerektiğini savunması, onun siyasi çizgisinin temel özelliğini oluşturdu.
Bu nedenle Elçibey’in hayatını iki ayrı döneme ayırarak okumak gerekir: iktidara gelmeden önce verdiği bağımsızlık mücadelesi ve devlet yönetiminde bulunduğu kısa fakat son derece hareketli dönem. Bu iki dönem birbirinden kopuk değildir. Cumhurbaşkanlığı yıllarında izlediği politikaların önemli bölümü, daha önce savunduğu milli bağımsızlık düşüncesinin devlet politikasına dönüştürülmesi çabasının sonucuydu.
Sovyet Sisteminden Bağımsız Azerbaycan Düşüncesine
Ebulfez Elçibey, 24 Haziran 1938’de Nahçıvan’ın Keleki köyünde dünyaya geldi. Azerbaycan Devlet Üniversitesi Şarkiyat Fakültesinde eğitim aldı. Arap dili, tarihi ve Doğu toplumları üzerine çalıştı. Ancak onun hayatını belirleyen asıl alan akademiden çok siyasi mücadele oldu.
Sovyet döneminde Azerbaycan’ın milli haklarını, Türk kimliğini ve bağımsızlık düşüncesini savunması nedeniyle Sovyet yönetimiyle karşı karşıya geldi ve tutuklandı. Bu dönem, Elçibey’in daha sonraki siyasi kimliğinin anlaşılması açısından önemlidir. Onun bağımsızlık düşüncesi, Sovyetler Birliği çökmeye başladıktan sonra ortaya çıkmış konjonktürel bir siyasi tercih değildi. Elçibey bu düşünceyi Sovyet sisteminin hâlâ güçlü olduğu dönemde savunmuştu.
1980’lerin sonunda Sovyetler Birliği’nde başlayan çözülme Azerbaycan’da da büyük bir milli hareketin doğmasına yol açtı. Karabağ meselesi, Ermenistan’dan Azerbaycan Türklerinin sürülmesi, Moskova yönetimine yönelik tepkiler ve milli egemenlik talepleri giderek birleşti. Elçibey bu dönemde Azerbaycan Halk Cephesi’nin önde gelen liderlerinden biri olarak ülkenin bağımsızlık hareketinin merkezinde yer aldı.
20 Ocak 1990’da Sovyet ordusunun Bakü’ye girmesi ve sivillerin öldürülmesi, Azerbaycan toplumunda Sovyet sistemine yönelik güvenin büyük ölçüde ortadan kalkmasına neden oldu. Elçibey açısından ise artık mesele reform yapılmış bir Sovyetler Birliği içinde daha fazla hak elde etmek değil, doğrudan doğruya bağımsız bir Azerbaycan devletinin kurulmasıydı.
Cumhurbaşkanlığı ve Devlet Kurma Arayışı
Azerbaycan bağımsızlığını yeniden kazandıktan sonra ülke son derece ağır şartlarla karşı karşıyaydı. Karabağ savaşı devam ediyor, Sovyet sisteminden kalan devlet kurumları dönüşüm geçiriyor, ekonomik ve siyasi istikrarsızlık derinleşiyordu.
Elçibey, 7 Haziran 1992’de yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanı seçildi.
Onun iktidarı yaklaşık bir yıl sürdü. Bu nedenle Elçibey dönemini değerlendirirken iki uç yaklaşımdan kaçınmak gerekir. Elçibey’i bütün sorunlardan bağımsız biçimde kusursuz bir devlet yöneticisi olarak göstermek de, yalnızca kısa süren iktidarından hareketle siyasi mirasını başarısızlık kavramına indirgemek de tarihsel tabloyu eksik bırakır.
Elçibey yönetiminin en belirgin özelliklerinden biri, Azerbaycan’ın Rusya merkezli eski Sovyet siyasi alanından uzaklaşarak bağımsız dış politika oluşturma çabasıydı. Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi, Türk dünyasıyla bağların güçlendirilmesi ve Azerbaycan’ın milli kimliğinin devlet kurumlarında daha görünür hâle getirilmesi bu yaklaşımın parçalarıydı.
Elçibey için bağımsızlık yalnızca bayrak, sınır ve uluslararası tanınma meselesi değildi. Bağımsızlığın siyasi, kültürel, ekonomik ve zihinsel boyutları bulunuyordu.
Bir devlet hukuken bağımsız olabilir; fakat siyasi kararlarını başka merkezlerin etkisi altında alıyorsa bağımsızlığının eksik kalacağını düşünüyordu. Bu yaklaşım, onun Rusya’ya ve eski Sovyet sistemine karşı mesafeli tutumunun da temelini oluşturuyordu.
Türkiye ve Türk Dünyası
Elçibey’in siyasi düşüncesinin en ayırt edici yönlerinden biri Türk dünyasına bakışıydı. Türkiye’yi Azerbaycan açısından sıradan bir dış politika ortağı olarak görmüyordu. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini ortak tarih, dil, kültür ve milli aidiyet temelinde değerlendiriyordu.
Onun siyasi düşüncesinde Azerbaycan’ın bağımsızlığı ile Türk dünyasının geleceği birbirinden tamamen ayrı meseleler değildi.
Bakü’den Ankara’ya, Tebriz’den Kerkük’e, Kırım’dan Türkistan’a uzanan geniş coğrafyayı tarihsel ve kültürel bağları bulunan büyük bir medeniyet alanı olarak görüyordu. Bu nedenle Türk halkları arasındaki ilişkilerin yalnızca kültürel etkinliklerle sınırlı kalmasını değil; eğitim, ekonomi, diplomasi ve siyasi iş birliği alanlarında kurumsallaşmasını arzuluyordu.
Bugün Türk devletleri arasındaki kurumsal iş birliğinin ulaştığı nokta değerlendirildiğinde, Elçibey’in 1990’ların başında savunduğu bazı düşüncelerin zamanının ötesinde olduğu daha açık görülmektedir.
Ancak Elçibey’in Türk dünyası anlayışının önemli bir başka boyutu daha vardı: Güney Azerbaycan.
Bakü’den Tebriz’e Uzanan Milli Düşünce
Elçibey için Aras Nehri’nin iki tarafındaki Azerbaycan Türklerinin tarihi birbirinden koparılamazdı. Güney Azerbaycan meselesini yalnızca İran’ın iç siyasi konusu olarak değerlendirmiyor; dil, kültür ve milli haklar çerçevesinde ele alıyordu.
Tebriz, onun düşünce dünyasında yalnızca İran sınırları içerisinde bulunan büyük bir şehir değildi. Azerbaycan tarihinin, kültürünün ve siyasi hafızasının temel merkezlerinden biriydi.
Bu yaklaşım, Elçibey’in siyasi mirasının bugün de tartışılmasının nedenlerinden biridir. Çünkü onun zihnindeki Türk dünyası yalnızca bağımsız Türk devletlerinden oluşmuyordu. Kendi devletine sahip olmayan veya farklı devletlerin sınırları içerisinde yaşayan Türk topluluklarının dil ve kültür haklarını da Türk dünyasının ortak meselesi olarak görüyordu.
Bu nedenle Elçibey’in Türk dünyası düşüncesi, yalnızca devletler arası diplomasi projesi değil, aynı zamanda bir milli dayanışma fikriydi.
Elçibey’in Eğitim Anlayışı
Elçibey’in düşüncesinde milli devletin geleceğini belirleyen temel alanlardan biri eğitimdi. Uzun yıllar üniversite ve akademi çevresinde bulunmuş bir aydın olarak bağımsızlığın yalnızca siyasi kadrolarla korunamayacağını biliyordu.
Bir milletin bağımsızlığını sürdürebilmesi için kendi tarihini bilen, diline sahip çıkan, dünyadaki bilimsel gelişmeleri takip eden ve eleştirel düşünme yeteneğine sahip nesiller yetiştirmesi gerektiğine inanıyordu.
Bu nedenle Elçibey’in mirasını yalnızca miting meydanlarında veya Cumhurbaşkanlığı makamında aramak eksik olur. Onun siyasal düşüncesinin merkezinde aydın insan ve eğitimli toplum anlayışı da bulunuyordu.
Milli kimliği eğitimden ayırmıyor, fakat eğitimi de dünyaya kapanmak olarak görmüyordu. Tam tersine güçlü milli kimliğe sahip bir toplumun çağdaş bilimle buluşabileceğine inanıyordu.
Bu bakımdan Elçibey’in düşüncesinde bağımsızlık ile eğitim arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır: Siyasi bağımsızlığı kazanan milletin ikinci büyük mücadelesi, zihinsel bağımsızlığını inşa etmektir.
Keleki Yılları ve İktidar Sonrası Elçibey
1993 yılında Azerbaycan’da yaşanan siyasi ve askerî kriz Elçibey iktidarının sona ermesine yol açtı. Elçibey Bakü’den ayrılarak doğduğu Keleki köyüne gitti.
Bu dönem onun siyasi biyografisinin en dikkat çekici bölümlerinden biridir.
Cumhurbaşkanlığı makamından ayrılmış olmasına rağmen siyasi iddialarından ve savunduğu fikirlerden vazgeçmedi. Yıllarca Keleki’de yaşaması, zaman içerisinde Elçibey imgesinin önemli bir parçasına dönüştü. Eski bir Cumhurbaşkanının başkentten uzakta, doğduğu köyde sade şartlarda yaşaması onu destekleyenler açısından iktidardan çok fikre bağlılığın sembolü olarak yorumlandı.
Daha sonra yeniden Bakü’ye döndü ve siyasi faaliyetlerini sürdürdü.
Ancak sağlığı giderek kötüleşti. Ebulfez Elçibey, 22 Ağustos 2000’de Ankara’da hayatını kaybetti.
Cenazesi Azerbaycan’a getirildi ve Bakü’de büyük bir halk katılımıyla uğurlandı.
Elçibey’i Bugün Neden Hatırlıyoruz?
Bir siyasi liderin gerçek mirası yalnızca iktidarda bulunduğu yıllarla ölçülmez. Bazı liderler uzun yıllar devlet yönetir fakat arkalarında güçlü bir fikir bırakmazlar. Bazıları ise kısa süre iktidarda bulunmasına rağmen sonraki kuşakların tartışmaya devam ettiği siyasi kavramlar bırakırlar.
Elçibey ikinci gruptadır.
Onun yönetimi elbette tartışılabilir. Karabağ savaşının ağır koşulları, devlet kurumlarının zayıflığı, iç siyasi mücadeleler, askerî krizler ve 1993 olayları tarihçiler ve siyaset bilimciler tarafından eleştirel biçimde incelenmeye devam edecektir. Bir devlet adamına duyulan saygı, onun döneminin bilimsel olarak sorgulanmasına engel değildir.
Fakat Elçibey’in tarihsel önemini yalnızca iktidar performansı üzerinden değerlendirmek de mümkün değildir.
Onun asıl mirası bağımsız Azerbaycan fikrine bağlılığı, milli devlet anlayışı, Türk dünyasının bütünleşmesi düşüncesi, Türkiye-Azerbaycan yakınlığına verdiği önem, Güney Azerbaycan konusundaki hassasiyeti ve milli kimliğin korunmasına yönelik yaklaşımıdır.
Bugün Azerbaycan bağımsız bir devlettir. Türk devletleri arasındaki ilişkiler 1990’ların başıyla kıyaslanamayacak ölçüde kurumsallaşmıştır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ilişkiler derinleşmiştir. Türk dünyasında ortak alfabe, ulaştırma koridorları, ekonomik entegrasyon, eğitim, kültür ve siyasi koordinasyon konuşulmaktadır.
Bu gelişmelerin tamamını tek bir siyasi şahsiyetin mirasına bağlamak tarihsel açıdan doğru olmaz. Ancak Elçibey’in henüz Sovyetler Birliği’nin enkazı ortadan kalkmadan bu yönde güçlü bir siyasi tahayyül ortaya koymuş olması da göz ardı edilemez.
Bu nedenle Ebulfez Elçibey’i anmak, yalnızca geçmişte yaşamış bir Cumhurbaşkanını hatırlamak değildir.
Onu anmak; Azerbaycan’ın bağımsızlığının hangi mücadelelerden geçerek kazanıldığını, milli devlet düşüncesinin hangi bedellerle savunulduğunu ve Türk dünyasının geleceği üzerine bundan onlarca yıl önce ortaya konulan fikirleri yeniden düşünmektir.
22 Ağustos’ta Ebulfez Elçibey’i vefatının yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Hatırası, bağımsız Azerbaycan’ın siyasi hafızasında yaşamaya devam edecektir.