AYDIN GASIMLI -AZERBAYCAN

BEYLER! KENDİNİZE GELİN!

Size kim yetki verdi de 235 yıllık (1501–1736) Azerbaycan tarihini ve kültürünü inkâr ederek, kurumaya yüz tutmuş “düşman değirmenine su taşıyorsunuz?”

Unutmayın ki Türk tarihinde milletimiz iki büyük hükümdarını — Oğuz Kağan ve Şah İsmail Hatayi’yi — destanlaştırmış, onların adına destanlar meydana getirmiştir: “Oğuz Kağan Destanı” ve “Şah İsmail Destanı.”

Şah İsmail Hatayi sayesinde Azerbaycan Türkçesi devlet ve diplomasi hayatında önemli bir konuma yükselmiş, Azerbaycan kültürünün gelişmesinde ve Azerbaycan Türklerinin ekonomik hayatında önemli değişimler yaşanmıştır. Tarım, ticaret ve zanaatkârlık gelişmiş; devletin siyasi ve kültürel hayatında yeni bir dönem başlamıştır.

Hükümdarın kendi ana dilinde eserler kaleme aldığını gören dönemin şairleri de Türkçe eserler vermeye yönelmiş, böylece Azerbaycan yazı ve edebiyat Türkçesi büyük ölçüde zenginleşmiştir. Türkçe, dönemin güçlü edebiyat ve kültür dilleri olan Arapça ve Farsçanın yanında önemli bir ifade ve edebiyat dili hâline gelmiştir.

Şah İsmail döneminde ve Safevî kültür çevresinde Muhammed Fuzûlî gibi büyük bir düşünür ve şair, Habibî gibi önemli bir şair, Kurbânî gibi usta bir âşık; Sultan Muhammed ve Kemaleddin Behzad gibi büyük sanatçılar Türk ve İran coğrafyasının kültür hayatına damga vurmuştur. Müzik, minyatür, mimari, hat, nakkaşlık ve diğer sanat dalları önemli bir gelişme göstermiştir.

Bu dönemde ve sonraki yıllarda yeni halk destanları ortaya çıkmış, Şah İsmail’in kendisi de halk hafızasında destanlaşmıştır. Onun adına anlatılan “Şah İsmail Destanı”, hükümdarın yalnızca siyasi tarihte değil, halkın kültürel hafızasında da ne kadar güçlü bir yer edindiğinin göstergelerinden biridir.

“Halkının hizmetkârı olmayan, onun hükümdarı da olamaz.” düşüncesiyle hareket eden Şah İsmail Hatayi, yalnızca bir tahtın sahibi olmayı değil, bir devlet ve siyasi düzen kurmayı hedefledi. İzlediği yolu taht ve tacın üzerinde gördü; bu ülküyü devlet anlayışının temel unsurlarından biri hâline getirdi.

Kısa bir ömür sürmesine rağmen hayatının büyük bölümünü mücadele meydanlarında ve devlet kurma çabası içinde geçirdi. Azerbaycan siyasi tarihinde merkezi bir devlet geleneğinin güçlenmesine, Türkçenin edebî ve siyasi nüfuzunun artmasına ve güçlü bir kültürel mirasın oluşmasına damgasını vurdu.

Bu nedenle Şah İsmail Hatayi yalnızca geçmişte yaşamış bir hükümdar değildir. O, Azerbaycan Türklerinin tarihsel hafızasında devlet, dil, kültür ve kimlik düşüncesinin en güçlü sembollerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir.

Şah İsmail’i tarihten çıkarmaya çalışmak, Azerbaycan tarihinin 16. yüzyıldaki en önemli siyasi ve kültürel dönemlerinden birini görmezden gelmek demektir. Tarih, bugünün siyasi hesaplarına göre silinemez; tarih, bütün gerçekliğiyle anlaşılır ve sahiplenilir.