Mert Akdemir -Almanya

Türk tarihinin en çok tartışılan, fakat aynı zamanda en büyük idealistlerinden biri olan Enver Paşa, yalnızca Osmanlı Devleti’nin son döneminin önemli bir komutanı değil, aynı zamanda Türk dünyasının birlik ülküsünü hayatının merkezine koymuş bir dava adamıydı. Onun hedefi, Türk milletinin bağımsızlığı ve Turan ülküsünün gerçekleşmesiydi.Enver Paşa, 22 Kasım 1881’de İstanbul’da doğdu. Harp Akademisi’ni başarıyla bitirdikten sonra genç yaşta Osmanlı ordusunda yükseldi. 1908 Jön Türk Devrimi’nin önde gelen isimlerinden biri oldu ve kısa sürede devlet yönetiminde etkili bir konuma geldi. Balkan Savaşları ve ardından Birinci Dünya Savaşı yıllarında Harbiye Nazırı olarak Osmanlı ordusunun en önemli isimlerinden biri hâline geldi.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı Devleti’nin yenilgisi üzerine yurt dışına çıkan Enver Paşa, mücadelesini bırakmadı. Önce Almanya’da, ardından Rusya ve Orta Asya’da bulundu. Bu dönemde amacı, Sovyet hâkimiyetine karşı Türk ve Müslüman halkların bağımsızlık mücadelesine destek vermek ve Türkistan’da ortak bir direniş oluşturmaktı.

Enver Paşa’nın Azerbaycan ile bağı da son derece güçlüydü. 1918 yılında Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu’nun Bakü’yü işgalden kurtarması, onun stratejik vizyonunun en önemli sonuçlarından biri olarak kabul edilir. Azerbaycan’ın bağımsızlığı ve hürriyeti, Enver Paşa’nın siyasi düşüncesinde özel bir yere sahipti.Hayatının son yıllarını Türkistan’da geçiren Enver Paşa, Basmacı Hareketi’nin önde gelen liderlerinden biri oldu. Sovyet kuvvetlerine karşı mücadeleyi bizzat cephede yönetti. Geri çekilmeyi kabul etmeyen Enver Paşa, 4 Ağustos 1922’de bugünkü Tacikistan sınırları içerisindeki Belcivan yakınlarında, Kurban Bayramı sabahı düzenlenen bir çatışmada silahıyla en ön safta savaşırken şehit düştü. Henüz 40 yaşındaydı.

Enver Paşa’nın hayatı, makam ve iktidar arayışından çok bir ideale adanmış mücadelenin hikâyesidir. Onun adı, bugün Türkiye’den Azerbaycan’a, Kafkasya’dan Türkistan’a kadar geniş bir coğrafyada Türk birliği düşüncesiyle birlikte anılmaktadır. Kimileri onu eleştirmiş, kimileri ise büyük bir kahraman olarak görmüştür. Ancak herkesin üzerinde birleştiği gerçek, Enver Paşa’nın inandığı dava uğruna hayatını ortaya koymuş, cephede ölmeyi seçmiş bir asker olduğudur.Bugün onu anarken yalnızca bir komutanı değil; Türk dünyasının ortak geleceğine inanan, bu uğurda ömrünü ve canını feda eden bir idealisti de hatırlıyoruz. Enver Paşa’nın mirası, Türk milletinin hafızasında bağımsızlık, cesaret ve birlik ülküsünün sembollerinden biri olarak yaşamaya devam etmektedir