prof.Dr. ABDULHAMİT AVŞAR

Çin Halk Cumhuriyeti, dünyadaki en güçlü propaganda ve dezenformasyon faaliyetlerinden birini Türkiye’de yürütüyor. Bunun için büyük kaynaklar ayırdığı da anlaşılıyor.

Ancak, son iki hafta içerisinde yaşanan üç önemli gelişme, işgalci Çin’i büyük hayal kırıklığına uğratmış olsa gerek.

Çin, ilk olarak, bazı sosyal medya hesapları ve televizyon kanalları yoluyla Fatih: Fetihler Sultanı dizisinde aylar önce yer verilen Doğu Türkistan’la ilgili bir sahneyi yeniden gündeme getirerek, dizinin yayınlandığı tarihte kamuoyunda büyük yanlı uyandıran sahnenin etkisini yok etmeye çalıştı. Ancak, dizi yapımcısı Eyüp Gökhan Özekin yaptığı açıklamayla, yiğitçe bir duruş ortaya koyarak Çin’in ve Çincilerin hevesini kursağında bıraktı.

Bu vesileyle altını çizmeliyim ki, Çin, “Şecaat arzederken merd-i kıpti, sirkatin söyler” misali, dizideki sahnenin tarihi gerçeği yansıtmadığı, Yarkent Hanlığı’nın Fatih döneminde olmadığını ileri sürerken, o dönemlerde bir Türk hanlığının varlığını kabul ederek kendilerinin işgalci olduğunu teyit etmiş oldu.

İkinci olarak, Çin’in davetiyle bir grup gazetecinin Doğu Türkistan’a götürülerek belirlenmiş güzergahta dolaştırılıp yazdırılan propaganda yazılarına gösterilen tepkiler, Çin’in bu hamlesinin de eline yüzüne bulaşmasına, beklediğinin tam tersi bir tablonun ortaya çıkmasına yol açtı. İvan iken Wang olmaya yönelen bu iliştirilmiş gazetecilerin Çin’in gözüyle aktardığı sözde haber ve yorumlar, kamuoyunda büyük tepki çekti ve hem kendi mesleki kariyerleri büyük yara alırken toplumun her kesiminden gelen tepki, ortaya konulan yorum ve görüşlerle, Çin’in beklentilerine büyük darbe indirmiş oldu.

Son olarak, Almanya’da göz altına alınıp Çin’e iade edilen Arafat Adil adındaki Uygur genci, Türkiye’nin devreye girmesiyle, Pekin’den alınıp İstanbul’a getirildi. Sözün tam anlamıyla Adil, annesinin feryatlarına kulak veren Türkiye tarafından ejderhanın ağzından çekip çıkarıldı. Böylece, devletimiz, Uygurları yalnız bırakmayacağını, sahip çıkacağını dosta düşmana gösterdi.

Özetle, Doğu Türkistan Vakfı olarak hep söyleyegeldiğimiz, @Türkiye’nin Doğu Türkistan için önemi ve değeri, art arda yaşanan bu üç olayla bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu. Ümit ederiz, bazı görmeyen gözler de görür hale gelir artık.

Elbette, Çin’in Türkiyemizin Doğu Türkistan’a desteğini zayıflatmak için oynayacağı oyunlar, sahneye süreceği figüranlar ve Bilge Kağan’ın tespitiyle “ipeği, gümüşü ve tatlı sözü”ne dayalı propaganda faaliyetleri sona ermeyecektir.

Ancak, inanıyoruz ki, her defasında Türkiye Türkleri kardeşlerini yine yalnız bırakmayacak, Çin’in hamlelerini hep boşa çıkaracaktır.

Türkiye #DoğuTürkistan #kardeşlik #kamuoyu #Çin #propaganda #dezenformasyon