Möhsün HacıyevAlmanya


Geçtiğimiz haftanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri, İran’ın Ermenistan Büyükelçisi Halil Şirgulami’nin yaptığı açıklamaydı. Büyükelçi, Azerbaycan ve Türkiye Cumhurbaşkanlarının İran’ın eski dini liderinin cenaze törenine bizzat katılmamış olmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

“Bir İran vatandaşı olarak şunu söyleyebilirim ki, Aliyev ve Erdoğan’ın bu törene şahsen katılmasını bekliyorduk. Türkiye ve Azerbaycan heyet göndermiş olsa da bu durum tarihî hafızaya not düşülecektir.” diyen diplomat, bunun ilgili ülkelerin kendi iç siyasi kararı olduğunu da ifade etti.

Peki…

Sanırım Sayın Büyükelçinin gözden kaçırdığı önemli bir nokta var.

Tarihî hafıza sadece İran’a ait değildir. Bizim de bir tarihî hafızamız var. Ve son 35 yıl boyunca bu hafızada unutulması mümkün olmayan birçok olay birikti.

Mesela 1991 yılında dönemin İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti’nin, Kommersant gazetesine verdiği röportajda İran’ın Sovyetler Birliği’nin dağılmasına karşı olduğunu ve başta Azerbaycan olmak üzere eski Sovyet cumhuriyetlerinin bağımsızlığını tanımayacağını söylemesini hatırlıyoruz.

1995 yılında İran’ın Ermenistan üzerindeki ablukanın kırılmasına katkı sağlayarak Erivan’ın o dönemde gündemde olan barış anlaşmasını imzalamaktan uzaklaşmasına zemin hazırlamasını da unutmadık. O günlerde Karabağ Ermenilerine geniş bir özerklik verilmesi konuşuluyordu. Gerçi bugünden geriye dönüp bakıldığında, belki de Tahran’a bunun için teşekkür mü etmek gerekir, o da ayrı bir tartışma konusudur.

2001 yılında İran’ın Hazar Denizi’ndeki Azerbaycan petrol sahalarını tehdit etmesini, İran savaş uçaklarının bu bölgelerde uçuş yapmasını da unutmadık. O dönemde Bakü semalarında gerçekleştirilen Türk hava kuvvetlerinin gösterisi tansiyonu değiştirmişti. Ayrıca kulislerde, Moskova’nın da devreye girerek İran’ı geri adım atmaya zorladığı konuşuluyordu. Çünkü Rusya, o dönemde eski Sovyet coğrafyasını hâlâ kendi nüfuz alanı olarak görüyordu.

2020 yılında, İkinci Karabağ Savaşı sırasında İran’ın güney cephesinde, özellikle Zengilan yönünde Azerbaycan ordusunun ilerleyişini engellemeye çalıştığı yönündeki iddiaları da unutmadık. Hatta İran birliklerinin sınırı geçmesi nedeniyle Azerbaycan birliklerinin yaklaşık bir gün boyunca ilerleyemediği de hafızalardadır.

2021-2022 yıllarında Devrim Muhafızları Ordusu’nun yüz binlerce askerin katıldığı geniş çaplı tatbikatlarla Aras Nehri’ni geçme senaryolarını çalışmasını, müdahale tehditlerini ve İran Dışişleri Bakanı’nın Moskova’ya giderek Rusya ile Türkiye ve Azerbaycan’a karşı ortak hareket edilmesini teklif ettiğine dair haberleri de unutmadık. Bu süreç iki ülkenin dışişleri bakanları arasında kamuoyu önünde yaşanan sert tartışmalara kadar uzandı.

İran’ın geri adım atmasında ise Türkiye ve Azerbaycan özel kuvvetlerinin ortak askerî tatbikatlarının önemli bir caydırıcılık oluşturduğu da hafızalardadır. O günlerde verilen mesaj hâlâ hatırlanıyor:

“Biz geldik, siz yoktunuz.”

Kısacası…

Unutulamayacak kadar çok şey yaşandı.

Bu nedenle Sayın Şirgulami, tarihî hafızadan söz ederken biraz daha dikkatli olmakta fayda var.

Çünkü tarihî hafıza tek taraflı değildir.