LEİLA ONLAŞ – Kazakistan

Siyasi mirasımızın güçlü geleneklerini hatırlayalım mı?
Siyasi sistemimizde yaşananları gözlemledikçe, Büyük Bozkır’ın en temel ilkelerinden biri olan liyakat kavramını daha sık hatırlıyorum.
Genellikle modern devletlerin, Orta Çağ imparatorluklarından çok daha gelişmiş olduğu kabul edilir. Ancak Cuci Ulusu’nun yönetim anlayışı ve Cengiz Han’ın kurduğu devlet sistemi şu soruyu sormamıza neden oluyor: Gerçekten daha ileri bir noktaya mı geldik?
Büyük Bozkır’ın yönetim anlayışının temelinde son derece açık bir ilke vardı: Devlete hizmet etme hakkı kazanılmalıydı.
Cengiz Han, soy ve kabile ayrıcalıklarını yıkarak; sadakatini, zekâsını, askerî yeteneğini ve sorumluluk alma becerisini kanıtlayan kişileri yükseltti. Bir insanın soyu, serveti ya da iktidara yakınlığı değil; karakteri, yeteneği ve başarısı belirleyici ölçüttü.
İşte bu nedenle göçebe bir devlet olarak başlayan yapı, döneminin en etkili yönetim sistemlerinden birini kurmayı başardı.
Cuci Ulusu’nda esas olan ehliyet ve liyakatti. Bir kişi yalnızca tanınmış bir aileden geldiği için ordu komutanı olamazdı. Toprakların yönetimi ise ancak kendisini icraatlarıyla kanıtlamış kişilere emanet edilirdi.
Bugün sürekli modernleşmeden ve adil bir devlet inşa etmekten söz ediyoruz. Ancak burada kaçınılmaz bir soru ortaya çıkıyor:
Kendi medeniyetimizin yüzyıllar boyunca en büyük güç kaynaklarından biri olan bu ilkeden neden giderek uzaklaşıyoruz?
Profesyonellik yerini kişisel tercihlere bıraktığında devlet kurumları kaçınılmaz olarak zayıflar.
Bilgi ve uzmanlık, görev dağılımında temel ölçüt olmaktan çıktığında alınan kararların kalitesi düşer.
Sorumluluk anlayışı siyasi hesaplara feda edildiğinde ise toplumun devlete ve yönetime duyduğu güven sarsılır.
Büyük Bozkır’ın tarihi bize çok basit ama son derece önemli bir gerçeği öğretmektedir:
Güçlü bir devlet, güçlü insanlarla kurulur.
Bu güç; soydan, şöhretten ya da yöneticilere yakınlıktan değil; bilgi, tecrübe, karar alma yeteneği ve alınan kararların sorumluluğunu üstlenebilme cesaretinden doğar.
Belki de bugün yönetim modellerini sürekli başka ülkelerde aramak yerine, kendi siyasi mirasımızın en güçlü geleneklerini yeniden hatırlamanın zamanı gelmiştir.
Çünkü liyakat, Batı’nın icat ettiği bir kavram değildir. O, Bozkır Medeniyeti’nin devleti ayakta tutan temel ilkelerinden biriydi.
Bir devlet, en yetkin insanlarını en üst görevlere taşıdığı sürece güçlenir.
Ve bir devlet, insanların en büyük meziyeti bilgi ve ehliyeti değil de, birilerinin desteği olduğunda zayıflamaya başlar.
#Kazakistan #Qazaqstan #Kurultay #Hukuk #Liyakat #Devlet #BozkırMedeniyeti