
ŞEYH MUHAMMED HİYABANİ VE AZADİSTAN’A GİDEN YOL
TEBRİZ – 1919 yılının kavurucu yazında, Güney Azerbaycan’ın kalbi Tebriz’de, Ortadoğu’nun ve Türk dünyasının seyrini değiştirecek büyük bir milli uyanışın ayak sesleri duyuluyor. 23 Haziran 1919 tarihi, Şeyh Muhammed Hiyabani önderliğindeki milliyetçi, sömürge karşıtı ve hürriyet sevdalısı kadroların, sivil protestolarını ve teşkilatlanma çalışmalarını en üst seviyeye çıkardığı kritik bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçiyor.
Kaçar Hanedanlığı’nın basiretsiz yönetimi, İngiliz emperyalizminin bölgeyi tamamen tahakküm altına alma girişimi ve Tahran hükümetinin Güney Azerbaycan Türklerini yok sayan politikaları, Tebriz’de sabır taşını çatlatmış durumda. Bu büyük dalga, tam bir yıl sonra kurulacak olan “Azadistan” (Özgürlük Ülkesi) devletinin ve modern Türk aydınlanmasının temel taşlarını döşüyor.

İsyanın Arka Planı: 1919 İngiliz-İran Anlaşması ve Tahran’ın İhaneti
1919 yılının ilk yarısında, Güney Azerbaycan’da gerilim hat safhadaydı. I. Dünya Savaşı’ndan yeni çıkan bölge; açlık, yoksulluk ve yabancı işgallerinin yaralarını sarmaya çalışırken, Tahran’daki Vüfuku’d-Devle (Vusug ed-Devle) hükümeti, Britanya İmparatorluğu ile utanç verici bir anlaşmaya imza atmak üzereydi.
Tarihe 9 Ağustos 1919 Anlaşması olarak geçecek olan bu paktın taslakları, Haziran ayında Tebriz sokaklarında kulaktan kulağa yayılmaya başlamıştı. Anlaşma, İran’ın ordusunu ve maliyesini tamamen İngiliz subay ve uzmanlarına teslim ediyor, ülkeyi fiilen bir İngiliz sömürgesi haline getiriyordu.
Bu durum, Meşrutiyet Devrimi’nin (1905-1911) kalesi olan Tebriz’de büyük bir infial yarattı. Tebrizliler, Tahran’ın bu teslimiyetçi politikasını hem bir bağımsızlık kaybı hem de Güney Azerbaycan’ın zenginliklerinin sömürülmesi olarak gördü.

Şeyh Muhammed Hiyabani: Minberden Hürriyet Kürsüsüne
Harekete liderlik eden isim, karizmatik bir hatip, entelektüel bir din adamı ve sarsılmaz bir Türk milliyetçisi olan Şeyh Muhammed Hiyabani’ydi. Hiyabani, Tebriz’in Hiyaban mahallesinde doğmuş, hem dini ilimleri hem de dönemin modern astronomi ve doğa bilimlerini tahsil etmiş müstesna bir şahsiyetti.
Hiyabani ve silah arkadaşları, İran Demokrat Partisi’nin Azerbaycan Eyalet Komitesi’ni (Eyalet Encümeni) yeniden canlandırarak çalışmalara başladı. Tebriz’deki Yenilik (Teceddüd) gazetesi, hareketin sesi oldu.
23 Haziran 1919 civarında yoğunlaşan faaliyetlerin temel eksenleri şunlardı:
Sivil İtaatsizlik ve Protestolar: Tebriz pazarında esnaf kepenk indirdi. Hiyabani, camilerde ve meydanlarda verdiği tarihi vaazlarda halkı yabancı boyunduruğuna ve Tahran’ın haraç sistemine karşı direnişe çağırdı.
Milli Teşkilatlanma: Şehrin mahallelerinde gizli komiteler kuruldu. Gönüllü halk milisleri (fedailer) eğitilerek, Tahran’dan gönderilen valilerin ve İngiliz ajanlarının faaliyetleri kontrol altına alındı.
Türk Dilinin ve Kimliğinin Müdafaası: Hiyabani, meşhur bir hitabesinde “Azerbaycan, İran’ın başıdır; ancak bu baş kendi dilini, kendi kimliğini korumalıdır” diyerek, bölgedeki Türk nüfusun kültürel haklarını hareketin merkezine koydu.
1920: “Azadistan” (Özgürlük Ülkesi) İlanına Doğru
1919’un Haziran ayında ekilen bu direniş tohumları, hızla meyvesini verdi. 1920 yılının Nisan ayında Tebriz’de kontrolü tamamen ele geçiren Hiyabani ve Demokrat Parti, Tahran’ın atadığı valiyi şehirden kovdu.
Haziran 1920’de ise dünyaya tarihi bir ilan yapıldı:
İran ismi reddedildi ve Güney Azerbaycan topraklarında “Azadistan” (Özgürlük Ülkesi) Cumhuriyeti ilan edildi.
Hiyabani, bu ismi seçmelerinin nedenini şöyle açıklıyordu:
Biz, despotizmin ve sömürgenin hüküm sürdüğü bir coğrafyada, hürriyetin ve adaletin adası olmak istiyoruz. Burası artık kölelerin değil, azat insanların yurdudur.”
Azadistan Hükümeti, kurulur kurulmaz çok köklü reformlara girişti:
1. Eğitimde Türkçeleşme: Okullarda eğitim dili Türkçe yapıldı, modern müfredatlar hazırlandı. Kız çocuklarının eğitimi için yeni okullar açıldı.
2. Mali ve Sosyal Adalet: Fakir halka buğday dağıtıldı, haksız vergiler iptal edildi. Tebriz’de asayişi sağlamak için modern bir jandarma teşkilatı kuruldu.
3. Hastaneler ve Yetimhaneler: Savaş mağduru çocuklar için “Darülfünun-i Eytam” (Yetimler Yurdu) ve ücretsiz hastaneler açıldı.
Hareketin Trajik Sonu ve Mirası
Ne yazık ki, bu hürriyet öyküsü uzun sürmedi. İngiliz destekli Tahran hükümeti, hile ve askeri güç kullanarak Eylül 1920’de Tebriz’e büyük bir saldırı başlattı. Kazak birliklerinin şehre girmesiyle yaşanan çatışmalarda, Şeyh Muhammed Hiyabani 13 Eylül 1920’de sığındığı bir evde haince şehit edildi.
Ancak, 1919’un 23 Haziranı’nda sivil protestolarla harlanan o meşale sönmedi. Hiyabani’nin ve Azadistan’ın bıraktığı bu miras; daha sonra 1945’te Seyid Cafer Pişeveri önderliğinde kurulacak olan Azerbaycan Milli Hükümeti’ne ve günümüze kadar uzanan Güney Azerbaycan milli uyanış hareketine doğrudan ilham kaynağı oldu.

Bugün Tebriz, Hiyabani’nin “Biz ölsek de hürriyet fikri yaşayacaktır” sözünü rehber edinerek, tarihsel kimliğini ve iradesini korumaya devam ediyor.