
Bugün, dünya tarihinin akışını değiştiren, bir çağ kapatıp yeni bir çağ açan muazzam zaferin; İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü. Tam 573 yıl önce bugün, genç ve dahi bir hükümdarın vizyonu, bir ordunun sarsılmaz imanı ve tarihin gördüğü en sıra dışı askeri deha, Bizans’ın “aşılmaz” denilen surlarını tarihe gömdü. İstanbul, o şanlı 29 Mayıs sabahı, ebediyen sürecek bir Türk yurdu olarak yeniden doğdu.
İşte karanlık gecelerden şanlı sabaha uzanan, gemilerin karadan yürüdüğü o zorlu ve muazzam yolculuğun hikayesi…
“Ya Ben İstanbul’u Alırım, Ya İstanbul Beni!”
1453 yılının Nisan ayında başlayan kuşatma, genç Sultan II. Mehmed için sadece askeri bir harekat değil, bir varoluş ve inanç mücadelesiydi. Bizans, yüzyıllardır pek çok kuşatmayı püskürtmüş devasa surlarına ve Haliç’in ağzına gerdikleri devasa demir zincire güveniyordu.
Sultan Mehmed, surları dövmek için dönemin en büyük teknolojik devrimi olan ve bizzat çizimlerine yardım ettiği devasa “Şahi” toplarını döktürdü. Ancak günler geçiyor, surlarda açılan gedikler Bizanslılar tarafından geceleri hızla kapatılıyor ve Haliç’teki zincir yüzünden Osmanlı donanması şehre arkadan yaklaşamıyordu. Kuşatmanın en kritik, en umutsuz anları yaşanıyordu.
Gemiler Karadan Gidiyor!
Geleneksel askeri stratejilerin tükendiği noktada, 21 yaşındaki genç deha tarihte eşi benzeri görülmemiş bir planı devreye soktu. Denizden geçilemeyen Haliç’e, karadan girilecekti.
21 Nisan’ı 22 Nisan’ına bağlayan zifiri karanlık gecede, Tophane ve Beşiktaş sırtlarından başlayarak Kasımpaşa’ya uzanan hat üzerinde bir insanlık mucizesi yaşandı. Ormanlardan kesilen ağaçlar kalaslar haline getirildi, zeytinyağı ve hayvan yağlarıyla kayganlaştırıldı. Yüzlerce asker, manda ve atın gücüyle, Osmanlı donanmasına ait 72 parça gemi, kayaların, tepelerin ve dik yamaçların üzerinden karadan yürütülerek Haliç’e indirildi.
22 Nisan sabahı gün ağardığında Bizans surlarındaki nöbetçiler, Haliç’in içinde yelken açmış Osmanlı kadırgalarını gördüklerinde gözlerine inanamadılar. Bu, sadece askeri bir hamle değil, Bizans’ın psikolojik olarak çöktüğü an oldu. İmkansız denilen şey, Türk askeri dehasıyla gerçeğe dönüşmüştü.
Şanlı Zafer ve Fatih Unvanı
Zorlu yolculuk, 53 günlük çetin bir kuşatmanın ardından 29 Mayıs sabahı zirveye ulaştı. Yapılan son büyük taarruzla, surların üzerinde dalgalanan sancaklar ve sur kapılarının kırılmasıyla şehir düştü.
Gencecik Sultan Mehmed, Topkapı’dan şehre girdiğinde artık sadece bir padişah değil, çağ açıp çağ kapatan “Fatih” unvanlı bir dünya lideriydi. Atını doğrudan Doğu Roma’nın kalbi olan Ayasofya’ya süren Fatih Sultan Mehmet, şehre adalet, hoşgörü ve medeniyet mührünü vurdu.
Bugün 29 Mayıs… İstanbul’un minarelerinden yükselen ezan sesleri, Boğaz’ın serin sularında yankılanan o şanlı mazinin aksidir. Karadan gemi yürüten o sarsılmaz iradenin, gemileri yürüten kayaların ve canını bu toprağa katık eden başta Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere tüm şühedanın ruhu şad olsun.
Fetih Yıldönümümüz Kutlu Olsun!
kaya kerimoğlu
#istanbul #fetih #kayakerimoğlu