NAZİM CAFERSOY

1991’den bugüne geçen 35 sene zarfında Türkiye’nin dış politikasında en başarılı örnek Azerbaycan politikasıdır.
Benzer biçimde Azerbaycan dış politikasının da en başarılı örnekleri ise Karabağ zaferi ve Türkiye ile ilişkilerdir. Zaten Karabağ zaferi de özünde Azerbaycan-Türkiye stratejik işbirliğinin sonucudur.
Her iki ülke ilişkileri siyasi, ekonomik, kültürel, askeri ve stratejik manada çok boyutlu, kalıcı ve önemli somut sonuçlar üreten münasebetlerdir. Bu ilişkilerin ne kadar kalıcı ve sağlam olduğunu anlamak için hem ikili ilişkilerdeki verilere, hem de Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın çeşitli ülkelerle /bölgelerle son 35 senedeki ilişkilerine ve oralarda yaşayan zikzaklara bakmak yeterlidir. Mesela, Türkiye’nin Ortadoğu politikası veya Azerbaycan-Rusya ilişkileri örnek olaylar olarak gösterilebilinir.
Temelde “kazan-kazan” niteliği taşıyan Azerbaycan -Turkiye ilişkiler zaman-zaman her iki taraftaki değişik iç ve dış dinamiklerin etkisiyle bazı negativ süreçler yaşasa da, geldiğimiz noktada önemli stratejik aşamaya geçmiş durumdadır.
Türkiye ve Azerbaycan ilişkileri artık sadece kendi aralarında değil, bölgesel boyutta Güney Kafkasya’da, Türkistan’da ve kısmen de Ortadoğu’da kritik fırsatlar oluşturmaktadır.
Bu fırsatların somut sonuçlara dönüşmesi iki ülke arasında ciddi müzakere ve sıkı koordinasyonun devamıyla daha önemli başarılara yol açabilir. Bakü -Ceyhan, Baku-Erzurum,TANAP benzeri projeler, Karabağ zaferi ve kısmen de Türk Devletleri Teşkilatı sürecinin ivme kazanması bu müzakere ve sıkı koordinasyonunun geçmişteki önemli örnekleridir.
Yeni dönemde KKTC ve Doğu Akdeniz, Suriye, İran, Avrasya, Avrupa ve kısmen de Asya istikameti bu müzakere ve koordinasyon için önemli yeni konular olarak öne çıkıyor.
Türkiye’nin Güney Kafkasya ve bütövlükte Avrasya coğrafyası bağlamındaki politikası bağlamında Azerbaycan yeni koşullarda vazgeçilmez niteliğe sahiptir.
Azerbaycan içinse Türkiye, özellikle bölgesel bağlamda Rusiya-İran -İsrail üçgeninde, küresel bağlamda ise ABD -AB-Çin üçgeni bakımından vazgeçilmez niteliğe sahiptir.
Her iki ülkenin işbirliği bölgesel manada ciddi bir sinerji yaratarak her iki ülkeye stratejik faydalar sağlamaktadır ve bu işbirliği devam ederse çok pozitif yeni stratejik fırsatları yukarıda belirttiğim fırsat alanlarında ortaya çıkaracaktır.
Dikkat çekici bir nokta da, her iki ülkenin bir birini tamamlayan stratejik imkanları var. Türkiye köklü devlet geleneği, nüfuzu, askeri gücü, ekonomisi ve jeopolitiği ile öne çıkarken, Azerbaycan enerjisi, sermayesi ve proaktif dış politikası ile dikkat çekiyor. Bu özelliklerin ortak bir stratejik vizyon ve entelektüel bir birikimle harmanlanması önümüzdeki 20 yılda çok ciddi yeni stratejik sonuçlar doğuracak!
Her iki ülkenin değişik tarihsel deneyimleri ve farklı çıkarları olabilir, önemli olan bunları bir müzakere ve koordinasyon ile sinerjiye dönüştürebilmektir.
Öte yandan, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bu ilişkilerin zayıflaması,hatta bozulması her iki ülkenin yeni küresel ve bölgesel meydan okumalar karşısında ciddi zararlar görmesine neden olur.