ÖZCAN ÜNLÜ

“Türk beklenendir…”
Bu söz, asırlardır dudaklardan dökülen romantik bir teselli yahut süslü bir şiir mısrası olmaktan öte anlamlar taşır. “Türk beklenendir” mefhumu, salt bir kurtarıcı miti olmaktan ziyade, Türk tarih felsefesinde devlet aklının kriz bölgelerine nizam verici ve kurucu rolüne atıf yapan sosyolojik bir gerçekliktir.Bir zamanlar yalnızca şairlerin dizelerinde yahut aydınların ülkülerinde yaşayan Türkistan idraki, bugün uluslararası sistemin krizleriyle boğuşan dünyamızda somut, ölçülebilir ve stratejik bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Dünya haritası istikrarsızlıklar, savaşlar ve ekonomik darboğazlarla sarsılırken; Türkiye’den başlayıp Azerbaycan üzerinden Altaylar’a uzanan Türkistan coğrafyası, insanlık için yeni bir “pax” (barış ve nizam) modeli sunma potansiyeli taşımaktadır.Küresel sistemin dikiş tutmadığı, sınırların kanla yeniden çizildiği ve tedarik zincirlerinin çöktüğü bir çağda, büyük Türkistan coğrafyası, pekâlâ, yeni bir nizamın, merkezin ve huzurun kalpgâhı olma potansiyelini bağrında taşımaktadır.
Şöyle bir haritaya uzaktan bakalım:
Bugün Türkistan coğrafyası, dünyanın en dinamik, yer altı ve yer üstü kaynaklarıyla, en zengin ve üstelik siyasî istikrara en açık havzasıdır. Bu havzayı çatışmalardan yalıtılmış ortak bir refah adasına dönüştürmek, yalnızca bizim değil, krizlerden yorulmuş insanlığın da model alabileceği bir çıkış yoludur.
Bu coğrafya “Orta Koridor” (Trans-Hazar Uluslararası Taşıma Güzergâhı) gibi projelerle Doğu ile Batı arasındaki en güvenli ve en rasyonel köprü konumundadır. Bu zenginlik ve jeopolitik avantaj, ancak ortak bir akılla yönetildiğinde insanlık için bir modele dönüşebilir. Türkistan coğrafyasının çatışmalardan uzak, kendi içinde bütünleşmiş ve zenginliğini adil bölüşen bir havza haline gelmesi, sadece Türklerin değil, bu coğrafyaya komşu olan veya bu rotayı kullanan tüm milletlerin faydasınadır. Bu nedenle Turan, bir yayılmacılık projesi değil, küresel kaosa karşı kurumsal bir istikrar adası inşa etme vizyonudur.
Bunu çok kolay söylenen bir temenni olarak görebiliriz.Ancak Turan idrakini güzel şiirlerin, destansı marşların ve salon toplantılarının duygusal omuzlarından alıp, masaya, sahaya ve devlet aklının soğukkanlı zeminine indirdiğimiz zaman ne anlama geldiğini çok kolayca idrak edebiliriz.
Duygusal hevesler, milletlerin ruhunu besler ancak o ruhu ayakta tutan gövde askerî, ekonomik ve stratejik birlikteliklerle güçlendirilmelidir. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ve TÜRKSOY gibi kurumlar bu anlamda tarihî adımlardır. Fakat artık vites büyütme vakti gelmiş ve geçmektedir de…
Türk Devletleri Teşkilatı’nın entegrasyon süreçlerinin ekonomik ve kurumsal çerçevesi, Türk Dünyası 2040 Vizyonu belgesinde resmi stratejik hedeflerle ortaya konmuştur. (TDT, Türk Dünyası 2040 Vizyonu Belgesi, 2021.) Bu belgeden yola çıkarak bir eylem planı hazırlanabilir.
Zengezur Koridoru’nun ötesine geçen stratejik aklın gümrük duvarlarını yıkan bir ortak pazara, enerjiyi tek elden planlayan bir stratejik havuza ve hepsinden önemlisi caydırıcı bir ortak savunma konseptine dönüşmesi (bir nevi Türk NATO’su), gümrük ve ticaret duvarlarının asgariye indirildiği bir ortak pazarın kurulması, enerji yatırımlarının tek bir stratejik havuzdan planlanması teknik çalışmalar yapıldıktan sonra mümkün hale getirilebilir. Bakü-Tiflis-Ceyhan ile başlayan, Karabağ’ın azadlığıyla yeni bir boyut kazanan süreç, ZengezurKoridoru’nun açılmasıyla fizikî bütünlüğüne kavuşacaktır.
İşin bir de sivil, kültürel ve sportif boyutu var ki asıl mayayı, halkların zihninde o tutturacaktır. Batı’nın Eurovision Şarkı Yarışması veya devasa spor organizasyonları ile yıllarca kurguladığı o toplumsal zihin ortaklığını, biz kendi öz kaynaklarımızla neden inşa etmeyelim?
Düşünün…
Türk dünyasının tamamında nefeslerin tutularak izlendiği, kaliteli, modern ile geleneği harmanlayan, profesyonel bir yarışmalar, UEFA modeli spor faaliyetleri düzenlemek çok mu zor?
Başlıklar halinde önerileri daha da somutlaştıralım:
Kurumsal Kültür Etkinlikleri: Müzikal kalitesi yüksek, tüm Türk dünyasında canlı yayınlanan ve modern ile gelenekseli harmanlayan kurumsal bir “Türk Vizyon” müzik yarışması.
Spor Diplomasisi: Yalnızca geleneksel branşların değil, modern olimpik sporların da yer aldığı, her dört yılda bir farklı bir Türk başkentinde düzenlenen “Türkistan Olimpiyatları”.
Ortak Medya ve Müfredat: Ortak tarihi ve kültürel değerleri işleyen, profesyonel bir yayın politikasına sahip ortak haber ağları ve belgesel platformları.
Netice itibariyle, “beklenen”, sadece bir coğrafyaya nizam vermek için değil, yeni bir dünya tasavvuru sunmak için geri dönmektedir. Türkiye’den Altaylar’a uzanan bu hat, hamasetin değil aklın, kurumların, ortak menfaatin ve binlerce yıllık bir kardeşlik hukukunun üzerinde yükselecektir.
Sınırları aşan bir aidiyet, ancak gençlerin aynı şarkıya eşlik etmesiyle, aynı stadyumun heyecanını paylaşmasıyla kalıcı hale gelir.
Sözün özü…
“Beklenen”, elinde sihirli bir değnekle, göklerden inmeyecek. Beklenen, ortak akılla, ilmek ilmek işlenen kurumsal yapılarla, demir ağlarla ve kültürel diplomasiyle bizim ellerimizde inşa edilecek.
Şiirlerimizi yazdık, türkülerimizi söyledik…
Şimdi o büyük coğrafyayı akılla, stratejiyle ve çelik gibi bir iradeyle dokuma vaktidir.