
Karadeniz’de barış olması için Ukrayna ve Türkiye birlikte olmalıdır
Ukrayna’nın Türkiye’deki Büyükelçisi Nariman Celal, Kırım Tatar halkının önde gelen siyasi temsilcilerinden ve Ukrayna merkezli Kırım Tatar Milli Meclisi’nin önemli isimlerinden biri olmuştur.
1979 doğumlu olan Celal, özellikle Kırım’ın 2014’te Rusya tarafından ilhakından sonra yürüttüğü siyasi faaliyetlerle uluslararası alanda tanınmıştır. Kırım Tatarlarının haklarını savunan Celal, barışçıl direniş ve diplomatik mücadele çizgisiyle öne çıkar. Uzun yıllar Kırım Tatar Milli Meclisi başkan yardımcılığı görevini yürütmüştür. Rusya’nın Kırım’daki yönetimine karşı eleştirel duruşu nedeniyle sık sık baskı ve takibata maruz kalmıştır. 2021 yılında Rusya tarafından “sabotaj” suçlamasıyla tutuklanması, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekmiştir. Bu süreçte Celal, siyasi tutuklu olarak değerlendirilmiş ve serbest bırakılması için küresel kampanyalar yürütülmüştür. Onun mücadelesi, Kırım Tatarlarının kimlik, toprak ve siyasi temsil hakkı arayışının sembollerinden biri haline gelmiştir.
Celal, Kırım meselesinin uluslararası hukuk ve insan hakları perspektifinde ele alınması gerektiğini savunan önemli bir figürdür. Celal, 2025 yılında Ukrayna’nın Büyükelçisi olarak Türkiye’ye atanmıştır.

— Sayın Büyükelçim, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkiler özellikle savunma, enerji ve Karadeniz güvenliği bağlamında son yıllarda derinleşti. Sizce bu iş birliği hâlihazırda hangi düzeyde? Antalya Diplomasi Forumu’ndan sonra yeni gelişmeler var mı?
Aslında Türkiye ve Ukrayna sadece komşu değiller. Evet, tarih boyunca yan yana yaşadık, çeşitli ilişkilerimiz vardı. Savaş ettiğimiz zamanlar da oldu. Şimdi şükürler olsun ki bu dönemler tarihe karıştı ve biz şu an stratejik ortağız.
Bizim için en önemlisi, 2014’te savaş başladıktan bugüne kadar Türkiye’nin bizim bağımsızlığımıza, egemenliğimize destek vermesidir. Aynı zamanda Türkiye çeşitli alanlarda, özellikle savunma sanayinde bize destek veriyor. Türkiye’nin dengeli bir dış politikası var. Evet, biz bazen onların daha destekleyici açıklamalar yapmasını istiyoruz; ama bir diplomasi temsilcisi olarak anlıyorum ki bazen çok sert açıklamalar yapmak imkânsızdır. Öyle zamanlar var ki destek vereceksiniz ama açıklamayacaksınız. Türkiye de gerekenleri yapıyor. Biz bunun için çok minnettarız.
Cumhurbaşkanımız Sayın volodymyr Zelenski geçen yıl üç defa Türkiye’yi ziyaret etti. Bu yıl da ziyaret yaptı. Çünkü bizim Ukrayna olarak tek isteğimiz Karadeniz bölgesinde barış olmasıdır. Ve Karadeniz’de barış olması için Ukrayna ve Türkiye birlikte olmalıdır.
Bizim için en önemli hususlardan biri de Türkiye’nin Rusya-Ukrayna arasında savaşı bitirmek ve barış sürecini hızlandırmak için büyük çabalar göstermesidir. Antalya Diplomasi Forumu’nun konuşmalarında Sayın Recep Tayyip Erdoğan baştan söyledi: Türkiye ilk günden bugüne kadar Rusya ve Ukrayna liderlerinin görüşmelerini gerçekleştirmeye çalıştı. Bizim için bu çok önemlidir. Çünkü Putin ve Zelenski’nin görüşebileceği çok fazla yer yoktur. Putin Avrupa’ya gidemiyor; biz de ne Moskova’ya ne de ona yakın olan başka ülkelere gitmeyeceğiz. Bu nedenle liderlerin görüşebileceği yerler oldukça kısıtlıdır.
Ancak bizim devlet başkanımız volodymyr Zelenski yakın günlerde Azerbaycan’ı da ziyaret etti ve orada görüşmenin Bakü’de de gerçekleşebileceğini açıkladı.
— Avrupa konusunda ne düşünüyorsunuz? Ukrayna çok büyük bir yükü Avrupa’nın sırtından aldı. Herkes biliyor ki Avrupa’nın bir Rusya saldırısı korkusu vardı. Ukrayna, Avrupa’yı Rusya hücumundan korudu, büyük bir fedakârlık yaptı. Siz şu an Avrupa’nın desteğini yeterli buluyor musunuz?
— Biz Ukrayna’ya destek veren herkese minnettarız. Avrupa ülkelerinin de kendine göre sorunları var; ama az ya da çok fark etmez, biz herkesin desteği için çok minnettarız. Ayrıca Ukrayna’ya en çok destek veren Avrupa ülkeleridir.
Onlar da farkındadır ki Ukrayna kaybederse sıra onlara da gelecektir. Rusya asla durmayacaktır. Vladimir Putin basına açıkça söyledi: Rusya’nın sınırları yoktur. Şu an biz durduruyoruz, evet; ama Rusya savaştan beslenen bir ülkedir. Biz düşersek o yine devam edecektir.
Ama genel olarak şunu da söylemekte fayda var ki Ukrayna’ya destek zamanında ve yeterli olsaydı, kayıplarımız bu kadar olmazdı. Ukrayna bu kadar insan kurban etmeyecekti. Bunu dünyada birçok siyasetçi de dile getirdi. Eğer zamanında yeterli destek verilseydi, Ukrayna bu işi çoktan bitirmişti. O zaman bizim erkeklerimizin çoğu hayatta olacaktı.
Şu anda da bu konu güncelliğini koruyor. Verilen her destek, insan ölümlerinin önüne geçiyor. Hava savunması ve silah desteği çok önemli. Biz gerekirse ağaçlarla da savaşmaya hazırız. Ama onlar sadece cephede savaşmıyorlar; sivillere saldırıyorlar. Kışın, soğukta enerji altyapımızı vurarak insanları donarak ölüme terk ettiler.
Ama biz sonuna kadar direneceğiz. Bu direniş bizim için hayati önemdedir.
— Sayın Aliyev ile Sayın Zelenski arasındaki son temaslar, Türk dünyası ile Ukrayna arasında yeni bir siyasi eksen oluşturabilir mi? Bu görüşmenin somut çıktıları neler oldu ve özellikle Güney Kafkasya–Karadeniz savunma hattında nasıl bir iş birliği öngörüyorsunuz? Rusya tehdidine karşı neler yapılabilir?
— Biz burada Türk dünyası cumhuriyetlerinin büyükelçileri ile görüşürken de söyledim: Biz geçmişte tek bir devlette yaşadık, ama şükür ki artık bağımsız cumhuriyetlerimiz var.
Ancak siz de biliyorsunuz ki Ukrayna olmazsa Rusya’nın süngüsü size doğru da dönecektir. Ve Ukrayna’da Rusya kazanırsa, Kazakistan ve Azerbaycan dahil olmak üzere Rusya hepsini hedef olarak görmektedir. Rusya’nın “tarihi toprakları geri alma” planı her zaman vardır.
Biz mutluyuz ki Ukrayna olarak Türk dünyası ülkelerine yönelik olası tehditlerin de önünü almaya çalışıyoruz. İlham Aliyev son görüşmede Ukrayna’nın kendi topraklarını geri alacağını ifade etti. Kendisi topraklarını geri almış bir Cumhurbaşkanıdır ve bu nedenle onun desteği ve sözleri bizim için çok önemlidir.
Aynı zamanda bütün bunlar savunma alanında iş birliği yapmamız için yeni bir altyapı oluşturuyor. Ukrayna şu anda çok tecrübelidir; yıllardır savaşın içinde olan bir ülke olarak deneyimlerini dostlarımızla paylaşmaya hazırız.
Barış istiyorsak savaşa hazır olmamız gerekiyor. Ukrayna bunu çok iyi anladı. Biz hep Batı’ya bakıyorduk, ama savaş bize şunu öğretti: Hayır, her tarafa bakmamız lazım. Dostlarımız, arkadaşlarımız ve iş birliği yapabileceğimiz ülkeler sadece Batı’da değil; Türk dünyasında ve farklı bölgelerde de var. Bu nedenle dostumuz olan herkesle aynı yakınlıkta iş birliği kuracağız.
Örneğin Türk Devletleri Teşkilatı’nın kapalı olmamasını isteriz. Çünkü Ukrayna topraklarında büyük bir Türk topluluğu yaşamaktadır. Gagauzlar, Kırım Türkleri, Karayimler ve diğerleri vardır. Biz isteriz ki Türk topluluklarıyla bu ülkeler eşit düzeyde iş birliği yapsın.
— Kırım konusunu açtınız. Şu an durum nedir? Kırım, hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğü hem de Kırım Tatar Türklerinin kaderi açısından kritik bir başlık. Siz de Kırım’ın özgürlüğü için savaşan, hapis görmüş bir insan olarak orada olanları bize anlatır mısınız?
— Kırım’da insanlar şu an çok zor şartlar altında yaşıyorlar. Seslerini çıkaramıyorlar, itiraz edemiyorlar; her an baskı altında, korku içinde yaşamaya mahkûmlar. En basit şekilde sarı-mavi renklerde giysi giyseler bile Ukrayna’yı destekledikleri gerekçesiyle gözaltına alınabiliyorlar.
İnsanları küçük düşürmeye çalışıyorlar; diz çöktürüp kameralar karşısında özür videoları çektiriyorlar. Yakın zamanda düğün yapan bir Kırım Tatar çiftin düğününde Kırım’ın milli marşı çalınmış. Instagram’daki düğün videolarını gören devlet güvenlik güçleri gelerek gelin ve damada para cezası kesmiş. Düğün evi sahibine “Rus ordusuna dron alacaksın” diyerek para cezası uygulamışlar, damadın annesini ise 5 gün gözaltında tutmuşlar.
Bu kadar zulüm ve baskı altında yaşayan sadece Kırım Tatarları değil, genel olarak Türk toplulukları da zor durumda. Kimse itiraz edemiyor, başkaldıramıyor, hakkını talep edemiyor. Ama şunu kesinlikle söyleyebilirim ki ne olursa olsun, baskı, hapis ya da ölüm tehdidi bu insanlara boyun eğdiremez. Kırım asla işgali kabul etmeyecektir.
— Rusya’nın elinde bulunan Kırım Tatar siyasi tutukluları ve savaş esirleri konusunda uluslararası girişimler ne aşamada? Rusya’nın kadınları da tutuklamaya başlamasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
— Şu an Kırım’da 300’den fazla insan hapishanede. En son 15 Ekim’de 4 Kırım Tatar Müslüman kadın “terör” suçlamasıyla tutuklandı. İçlerinden birinin 5 çocuğu var, eşi de hapiste. Onu alırken evde nineleri olmasaydı çocuklarına da devlet el koyacaktı.
Rusya’nın kadınları da hedef almaya başlaması beni çok şaşırttı. Aslında Rusya, Kırım Tatarlarından bu şekilde intikam alıyor. Çünkü 2014’te Kırım işgal edilirken insanlar meydanlara çıkarak Rusya’ya itiraz ettiler. Bu nedenle Rusya onları affetmiyor.
Bir diğer sorun da askeri esir değişimiyle ilgili anlaşmaların olması, ancak sivil tutukluların değişiminin yapılmamasıdır. Ne yazık ki Ukrayna ile Rusya arasında sivillerin değişimi gerçekleşmiyor. İçlerinde kadınlar, yaşlılar ve ağır hasta insanlar var. İçeride hastalıktan ve kalp krizinden hayatını kaybedenler de oldu. Örneğin KOSTYANTİN ŞİRİNG ve CEMİL GAFAROV hapiste hayatını kaybetti.
Şu anda İrina Daniloviç adlı bir kadın da çok ağır durumda ve aynı zamanda baskı görmektedir. Hapiste olan sivillere yeterli tıbbi destek sağlanmıyor. Basit bir diş ağrısı için bile günlerce başvuru yapmak gerekiyor; sonuç alıp alamayacağınız da belirsiz. Sivillere karşı amansız ve zalim yaklaşım içeride de devam ediyor.
Tutuklular Kırım’dan mümkün olduğunca uzak hapishanelere, Sibirya gibi soğuk bölgelere gönderiliyor. Amaç, ailelerinden koparmak ve psikolojik baskı uygulamak. Biz umut ediyoruz ki Azerbaycan ve Türkiye’nin resmî makamlarının desteğiyle sivillerimizi hapisten kurtarabileceğiz. Heç olmasa takas sistemini başlatacağız. Bizim iin taraftaşlarımızın desteği çok önemlidir. İçeridekiler için daha da önemlidir, onlar hergün haber bekliyorlar.