KAYA KERİMOĞLU

Tarihin akışı, coğrafyanın kaderiyle birleştiğinde ortaya sarsılmaz bağlar çıkar. Bugün, Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) kuruluş yıldönümünü idrak ederken, bu anlamlı günü sadece bir siyasi oluşumun doğum günü olarak değil; Kerkük’ten Tebriz’e uzanan o devasa ruhun, ortak bir davanın ve sarsılmaz bir iradenin aynası olarak görmek gerekir.
Irak Türkmenleri ve Güney Azerbaycan Türkleri, sadece dil ve kültür akrabası değil; aynı zamanda benzer acılardan süzülerek gelen, aynı istikbal hayaliyle uyanan bir bedenin iki koludur.
Aynı Kökün İki Filizi
Irak Türklüğü, Misak-ı Millî’nin mahzun kalbi olarak yıllardır kimlik mücadelesini onurla sürdürüyor. Diğer yanda, Güney Azerbaycan’da milyonlarca soydaşımız “Azadlık, Adalet, Milli Hükümet” şiarıyla özgürlük meşalesini her geçen gün daha gür bir sesle dalgalandırıyor. Biri Kerkük’ün kadim sokaklarında hoyrat söylerken, diğeri Urmu Gölü’nün kıyısında vatan hasretini dizelere döküyor.
Bu iki dava, aslında birbirini besleyen iki ana damardır. Birinin zayıflaması diğerinin nefessiz kalması; birinin güçlenmesi ise diğerinin şahlanması demektir.
Neden Bir Arada Olmalıyız?
Ortadoğu ve Kafkasya ekseninde gelişen siyasi dengeler, Türk varlığının ancak kenetlenerek korunabileceğini defalarca ispat etmiştir. Bizler için bir arada olmak sadece romantik bir “kardeşlik” söylemi değil, bir varoluş zorunluluğudur.
• Güç Birliği: Irak’taki siyasi temsil gücü, Tebriz’deki sivil hareketin moral kaynağıdır. Güney Azerbaycan’daki milli uyanış ise Türkmeneli’nin bölgedeki yalnızlığını gideren en büyük dayanaktır.
• Ortak Ses: Uluslararası platformlarda Kerkük’ün feryadı ile Tebriz’in talepleri birleştiğinde, dünya bu gür sesi görmezden gelemeyecektir.
• Stratejik Derinlik: Dicle’den Aras’a kadar uzanan bu hat, Türk dünyasının güney kalesidir. Bu kalede açılacak her gedik, hepimizi savunmasız bırakır.
Geleceğe Yürüyüş: Ele Ele, Omuz Omuza
ITC’nin kuruluş yıldönümü, bize ayrılığın değil, birleşmenin gücünü hatırlatmalıdır. Bizler birbirimize yaslandıkça dik durabiliriz. Yollarımız bazen sarp, engellerimiz bazen çetin olabilir; ancak unutulmamalıdır ki, Kerkük’ün kurtuluşu Tebriz’den, Tebriz’in özgürlüğü Kerkük’ün dirayetinden geçer.
Bugün, Irak Türkmen Cephesi’nin mücadelesini selamlarken, Güney Azerbaycan’ın hürriyet davasını da aynı heyecanla yüreğimizde taşıyoruz. Birbirimize güç katarak, tarihin bize yüklediği bu mukaddes sorumluluğu omuzlayacak ve aydınlık bir geleceğe hep birlikte yürüyeceğiz.
Yolumuz bir, kaderimiz bir, zaferimiz bir olsun.