Sayın Başkan, öncelikle yaklaşık yüz yıl sonra ilk kez bir Kerküklünün vali olması dolayısıyla sizi ve tüm Kerkük Türkmenlerini tebrik ediyoruz.

Bu gelişmeyi tarihsel ve toplumsal açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz?

86 yıl sonra Kerkük gibi özü türk olmasına rağmen gerek demografik gerekse Irak Türkleri için yaşamı zorlaştıracak her türlü tahribatın yapıldığı bir şehirde bugün bir Irak Türk’ünün Vali olduğunu görmek yüz yıllık bir mücadelenin ürünüdür. Irak Türkleri hiç bir dayatmaya boğun eğmemiş ve şartlar ne olursa olsun mücadelesine devam etmiştir, bu mücadelenin de bir nişanesi olarak değerlendirebiliriz bu süreci. İleri de bu olayı tarihin bir dönüm noktası olarak hatırlayacağız…

Kerkük’te yönetim temsiliyeti uzun yıllar tartışmalı bir meseleydi. Bu atamayı, Kerkük Türkmenlerinin siyasi görünürlüğü ve hak mücadelesi açısından bir dönüm noktası olarak görmek mümkün mü?

Evet, az önce de belirttiğim gibi bu kesin bir dönüm noktasıdır. Bu olaydan yola çıkarak yıllardır söylediğimiz şeyleri tekrar etmekte fayda görüyorum; Irak’ta Türkmenleri dolayısıyla Türkiye’yi hesaba katmadan bize rağmen bir planın hayata geçirilmesi düşünülemez. Bu olayda da geçtiğimiz yıllarda bir oldu bitti politikasıyla Kerkük valiliğini Türkmenleri yok sayarak hayata geçirdiklerini zannetseler dahi bunun sürdürebilir olamayacağını görüp hatalarından geçte olsa dönmüşlerdir.

Yeni valinin göreve başlamasıyla birlikte, Kerkük’te özellikle idari denge, güvenlik ve kültürel haklar konusunda ne tür somut değişiklikler bekliyorsunuz?

Öncellikle Sayın Vali Mehmet Seman Ağaoğlu herkesin Kerkük’te yaşayan herkesin valisi olacaktır. Bunun altını özellikle çizmemiz gerekiyor. Irak Türklerine yakıştığı gibi herkese eşit mesafede ve herkese eşit hizmet sunacağımız bir dönem yaşayacağız fakat burada geçmişte haksızlığa, zulme uğramış bütün unsurların yaşadıkları haksızlıkların giderilmesi için ellerinden gelen çabayı gösterecektir. Tabii haksızlık ve zulüm denildiği zaman Kerkük’te ilk akla gelen millet pek tabii Türklerdir. Burada özellikle geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız hepinizin hafızasında olan tapu ve nüfus müdürlüklerinin yakılması sonrasında gerçekleştirilen demografik operasyonun yarattığı tahribatı gidermek için yoğun çalışmaların olacağı kanatindeyim. Fakat bunu da yaparken az önce de belirttiğimiz gibi bütün Kerkük’ün valisi olma şiarından da vazgeçmeyeceğinden eminim.

Kerkük, sadece yerel değil aynı zamanda bölgesel dengeler açısından da kritik bir şehir. Bu gelişmenin Irak iç siyaseti ve bölgesel aktörler üzerindeki etkilerini nasıl okuyorsunuz?

Kerkük, Irak’ın hatta bütünüyle Ortadoğu’nun adeta bir timsalidir. Buradaki hiç bir gelişme şehirle sınırlı kalmaz mutlaka Irak merkezi hükumetinde de yansımaları olacaktır. Bundan sonraki süreçte Irak Türklerinin daha çok görünür ve politikada söz sahibi olduğu bir döneme tanık olacağız. Tabii bunu büyük resimden okumak gerekirse Türkiye’nin Irak’ta ve bütün ortadoğu’Da çok daha söz sahibi olacağı bir süreç yaşayacağımızı görmemiz gerekir. Bu topraklar ve üzerine yaşayan insanların gözünün kulağının olacağı tek adres gayet normaldir ki Ankara’dır. Bölgede Ankara’ya rağmen bir politika yürütmek artık realiteden uzaklaşmak anlamına gelmektedir. Yüzlerce yıllar bu topraklarda dostça, kardeşlik çerçevesinde hüküm sürmüş atalarımızın mirasının sahibi olarak bugün Türkiye pek tabii bölgedeki bütün hakların hamiliğini üstlenmiş pozisyonundadır.

Son olarak, bu gelişmenin kalıcı bir kazanıma dönüşmesi için sivil toplum, diaspora ve Türkiye başta olmak üzere ilgili aktörlere ne tür sorumluluklar  düşüyor?

Burada herkese mutlaka önemli sorumluluk düşmektedir. Hiç süphesiz Türkiye Cumhuriyeti büyüklüğüne yakışır bir şekilde Irak’taki bütün unsurları kucaklayarak yoluna devam edecektir. Yaşanan son hadiseler ve malum savaş hepimize bir kez daha göstermiştir ki Ortadoğu’da medet binlerce kilometre uzaklıktaki yabancılardan değil ortak tarihimizin, ortak kültürümüzün, ortak inanca sahip olduğumuz güçlü ülkelerden umulabilir. Burda pek tabii ilk akla gelen devlet Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Türkiye’de kendi üzerine düştüğü gibi bugüne kadar kendisine yakın ya da uzak pozisyon almasına bakmaksızın bölgedeki bütün gruplara kapısını açacaktır. Hakimiyetin bizde olduğu dönemde de gerek politikacılar, gerek stk temsilcilerimiz olarak bu sürecin herkesin gıpta ile bakacağı bir sürece evrilmesi için elimizden gelen gayreti fazlasıyla gösterip hizmet ve iletişim noktasında olabildiğince duyarlı olmamız gerektiği kanatindeyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir