AYNUR İMRAN

Güney Kafkasya’da Yeni Gerilim Hattı
Güney Kafkasya’da son günlerde yaşanan gelişmeler, klasik diplomatik tartışmaların ötesine geçmiş durumda. Vladimir Putin ile Nikol Paşinyan arasında yaşanan “pasaport ve siyaset” polemiği, aslında çok daha derin bir jeopolitik mücadelenin yüzeye çıkan kısmıdır.
Rusya’nın yurtdışındaki vatandaşlarını koruma adına askeri güç kullanma yetkisini genişleten yeni yasal adımı ise bu tartışmayı yalnızca siyasi değil, aynı zamanda askeri bir boyuta taşımaktadır.
Pasaport meselesi: Egemenlik mi, nüfuz mu?
Ermenistan yönetiminin açık biçimde ortaya koyduğu tutum nettir:
Ülkede siyaset yapma hakkı yalnızca Ermenistan vatandaşlarına aittir. Nitekim Paşinyan, Rus pasaportuna sahip kişilerin seçimlere katılamayacağını açıkça vurgulamıştır.
Bu yaklaşım, klasik devlet egemenliği anlayışının bir yansımasıdır. Ancak Rusya’nın yaklaşımı farklıdır. Moskova, uzun yıllardır “pasaportlaştırma politikası” üzerinden eski Sovyet coğrafyasında yaşayan insanlara vatandaşlık vererek siyasi etki alanını genişletmektedir.
Bu politika yalnızca hukuki bir işlem değil, aynı zamanda stratejik bir araçtır. Çünkü Rusya, anayasal düzeyde yurtdışındaki vatandaşlarını koruma sorumluluğunu üstlenmiş durumdadır.
Dolayısıyla mesele basit bir “kim siyaset yapabilir” tartışması değil; doğrudan egemenlik ile nüfuz alanı arasında yaşanan bir çatışmadır.
Yeni yasa: Hukuki çerçeve mi, askeri sinyal mi?
Rusya Devlet Duması’nın aldığı son karar, bu tartışmayı yeni bir seviyeye taşımaktadır. Parlamentoda kabul edilen düzenleme, yurtdışında “takibata uğrayan” Rus vatandaşlarını korumak amacıyla silahlı kuvvetlerin kullanılmasına hukuki zemin hazırlamaktadır.
Bu tür bir düzenleme teknik olarak “vatandaş koruma doktrini” kapsamında değerlendirilebilir. Ancak uluslararası ilişkiler pratiğinde bu tür yasalar genellikle şu üç sonucu doğurur:
- Askeri müdahale için ön hazırlık zemini oluşturur
- Hedef ülkeye siyasi baskı aracı olarak kullanılır
- Bölgesel güç dengelerini doğrudan etkiler
Bu nedenle söz konusu yasa yalnızca hukuki bir düzenleme değil, aynı zamanda güçlü bir stratejik mesajdır.
Paşinyan’a açık mesaj mı?
Mevcut gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan tablo nettir:
Ermenistan, Rusya’nın iç siyasete müdahalesini sınırlamak istiyor
Rusya ise bölgedeki etkisini kaybetmek istemiyor
Bu bağlamda Rusya’nın yeni yasası, Paşinyan yönetimine yönelik dolaylı fakat açık bir uyarı olarak okunabilir.
Özellikle Ermenistan’ın son dönemde Batı ile yakınlaşma eğilimi göstermesi, Moskova’nın hassasiyetini artırmaktadır. Bu nedenle mesele yalnızca pasaport değil, jeopolitik yönelim meselesidir.
Bölgesel risk: Sadece Ermenistan değil
Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise şudur:
Eğer bir ülke, yurtdışındaki vatandaşlarını koruma gerekçesiyle başka bir ülkeye askeri müdahale hakkını kendinde görmeye başlarsa, bu durum yalnızca tek bir ülkeyi ilgilendirmez.
Bu yaklaşımın Güney Kafkasya’da yaratabileceği riskler şunlardır:
Egemenlik sınırlarının aşınması
Donmuş çatışmaların yeniden alevlenmesi
Bölgesel güvenlik mimarisinin zayıflaması
Bu nedenle mesele yalnızca Ermenistan-Rusya ilişkisi değil; Azerbaycan, Gürcistan ve hatta Türkiye açısından da doğrudan güvenlik boyutu taşıyan bir gelişmedir.
Sonuç: Yeni bir doktrin mi doğuyor?
Bugün yaşananlar, aslında Rusya’nın uzun süredir uyguladığı bir stratejinin güncellenmiş versiyonudur:
Pasaport ver → siyasi etki kur → gerekirse askeri müdahale zemini oluştur
Bu model daha önce farklı coğrafyalarda da görülmüştür. Bugün Güney Kafkasya’da yeniden gündeme gelmesi ise bölgenin kırılgan yapısını daha da hassas hale getirmektedir.
Putin bu adımı atar mı?
Bu sorunun cevabı belirsizdir.
Ancak kesin olan şudur:
Atmasa bile bu ihtimalin varlığı bile başlı başına bir güç gösterisidir.
Ve uluslararası siyasette bazen en büyük etki, atılan adımlardan değil, atılabilecek adımların gölgesinden doğar.