kaya kerimoğlu

Jeopolitik Korku: Doğu’nun İki Türk Devi ve Parçalanan Büyük İttifak
Tarih kitapları Birinci Dünya Savaşı’nı genellikle Avrupa hanedanlarının bir güç yarışı olarak resmeder. Ancak madalyonun öteki yüzünde, Batı dünyasının uykularını kaçıran çok daha köklü bir korku yatıyordu: Hunlardan ve Selçuklulardan miras kalan, Türklerin yeniden birleşme potansiyeli.
Tarihsel Hafıza: Hun ve Selçuklu Kabusu
Batı kolektif hafızasında Hunlar ve Selçuklular, sadece askeri güç değil, kıtaları birleştiren birer düzen kurucuydu. 20. yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu ve Kaçar Hanedanı (her ikisi de Türk karakterli devletlerdi), modern dünyaya adapte olmaya çalışan iki dev olarak bu mirası taşıyordu. Eğer bu iki güç bir ittifak kursa veya birleşseydi; bugün Çin sınırlarından Avrupa’nın içlerine, Mısır’dan Arap Yarımadası’na kadar uzanan, tek dil konuşan, devasa yeraltı zenginliklerine sahip ve askeri disiplini yüksek bir Türk İmparatorluğu dünyayı yönetiyor olacaktı.
“Tampon Devletler” ve Suni Sınırlar
Analizimize göre, Batılı güçlerin Osmanlı ve Kaçar toprakları arasına Ermenistan ve Kürdistan gibi yapıları yerleştirme gayreti, sadece toprak paylaşımı değil, stratejik bir “koparma” operasyonuydu. Amaç;
- Türk dünyasının coğrafi bütünlüğünü bozmak,
- İki devleti birbirine bağlayan köprüleri yıkmak,
- Onları küçük, içine kapalı ve birbiriyle rekabet eden suni devletçiklere bölmekti.
Dünyayı Yöneten Güçlerin Değişimi
Eğer bu jeopolitik müdahale başarılı olmasaydı, bugün dünyayı yöneten merkezler Londra veya Washington değil; İstanbul, Tebriz veya Bakü merkezli bir Türk aksı olabilirdi. Osmanlı’nın Avrupa’daki teknolojik birikimiyle Kaçarların Asya’daki hammadde ve enerji potansiyeli birleştiğinde ortaya çıkacak olan “Süper Güç”, küresel sistemin tüm dengelerini değiştirecek güçteydi.
Sonuç
Bugün Ortadoğu ve Kafkasya’da gördüğümüz parçalı yapı, aslında bu büyük birleşme ihtimaline karşı yüz yıl önce kurulmuş bir barikattır. Birinci Dünya Savaşı, sadece Osmanlı’nın veya Kaçarların küçülmesi değil, Türk hanedanlarının küresel yönetim sahnesinden sistemli bir şekilde uzaklaştırılması operasyonudur.