
Cihat Yaycı ; Batı kaynaklarına “akademik”, Türk
kaynaklarına “iddia” muamelesi yapıyorlar…
Bugün yapılmak istenen tam olarak budur:
Türk tarihini, Türk’ün kendi hafızasından kopararak başkalarının kaleminden okumaya zorlamak.
Geçmişten beri tarih yazımı meselesinde karşı karşıya olduğumuz en büyük sorunlardan biri, kaynaklara uygulanan ölçünün çifte standartlı olmasıdır.
Batı menşeli çalışmalar “akademik” etiketiyle
sorgulanmadan kabul edilirken; Türk tarihçiliğinin ortaya koyduğu tezler, destanlar ve kültürel hafıza unsurları peşinen “iddia” kategorisine indirgemektir.
Bu yaklaşım bilimsel değildir, zihinsel bir yönlendirmedir.
Tarih, yalnızca Batı arşivlerinde yazılmış metinlerden ibaret değildir. Tarih; milletlerin hafızasında, sözlü geleneğinde, destanlarında, mezarlarında ve yaşattığı kültürel süreklilikte saklıdır. Eğer bir medeniyetin bıraktığı maddi ve manevi izler görmezden gelinip, sadece belirli merkezlerin ürettiği metinler “bilim” olarak kabul edilirse, ortaya çıkan şey tarih değil, seçilmiş bir anlatıdır.
Kaynak “Turkdegs”