KAYA KERİMOĞLU – Tebriz

Ankara’da geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen kritik zirve, sadece iki komşu ülkenin ikili ilişkilerinde değil, tüm Orta Doğu’nun enerji ve jeopolitik dengelerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı arasında imzalanan enerji ağırlıklı 5 maddelik anlaşma, masadaki taraflar kadar bölgesel aktörler için de büyük anlam taşıyor.
Ancak bu zirvenin en çok konuşulan detaylarından biri, imza töreni öncesinde Irak heyetinin, özellikle de ilgili bakanın yaşadığı derin endişe ve gerginlikti. Sık sık su içmesi ve kameralar karşısında terlemesi, sadece bir heyecan değil, omuzlarındaki ağır jeopolitik baskının açık bir göstergesiydi.
Ankara’nın Masaya Koyduğu 3 Kritik Madde
Anlaşmanın detaylarına bakıldığında, Türkiye ve bölge için hayati öneme sahip üç ana unsur göze çarpıyor:
Günlük 1 Milyon Varil Petrol: Irak’ın Türkiye’ye düzenli olarak günlük 1 milyon varil petrol tedarik etmesi.
Avrupa’ya Uzanan Hat: Irak petrolünün Türkiye üzerinden güvenli ve kesintisiz bir şekilde Avrupa’ya ulaştırılmasını sağlayacak yeni boru hattı projesi.
Yeni Sınır Kapısı: İki ülke arasındaki ticaret hacmini ve lojistik entegrasyonunu zirveye taşıyacak yeni bir sınır kapısının açılması.
Neden Terletti? Tahran’ın Gölgesinde Hayatın Sınavı
Peki, bu kadar rasyonel ve her iki ülke ekonomisine de doğrudan katkı sağlayacak bir anlaşma neden Iraklı bakanı bu kadar zor durumda bıraktı?
Cevap, Bağdat yönetiminin üzerinde uzun süredir hissedilen Tahran etkisinde saklı. İran rejimine yakınlığıyla bilinen siyasi çevrelerin gölgesinde görev yapan Irak Başbakanı ve ilgili bakanlar için bu imzayı atmak, adeta siyasi bir “hayat sınavı” niteliğindeydi. Çünkü bu hamle, İran’ın bölgedeki enerji ve siyaset tekeline vurulan doğrudan bir darbe anlamına geliyor.
Jeopolitik Dengeyi Değiştiren Stratejik Kazanımlar
Bu anlaşmanın Türkiye ve bölge açısından yarattığı stratejik sonuçları birkaç ana başlık altında toplamak mümkün:
Enerjide Bağımsızlık: Türkiye’nin şartsız ve güvenilir bir şekilde Irak’tan petrol temin etmesi, dışa bağımlılıkta Tahran etkisini minimuma indirecek.
Avrupa’nın Enerji Emniyeti: Türkiye, Doğu-Batı enerji koridorundaki vazgeçilmez rolünü bir kez daha perçinleyerek Avrupa’nın enerji güvenliğinde anahtar ülke olduğunu kanıtlıyor.
İran Hegemonyasının Kırılması: Ankara’nın Irak’ta siyasi ve ekonomik anlamda daha etkin söz sahibi olması, Tahran’ın ülkedeki onlarca yıllık nüfuzunu sarsacak ve bölgede asayişin tesisine zemin hazırlayacak.
Kerkük ve Güney Azerbaycan Hassasiyeti
Anlaşmanın Tahran’ı en çok ürküten yönlerinden biri de demografik ve tarihi gerçeklerin yeniden yüksek sesle dile getirilmesi oldu. Kerkük’ün Türk kimliğinin vurgulanması ve bunun tetikleyebileceği Güney Azerbaycan dinamikleri, İran yönetiminin en büyük korkulu rüyalarından biridir. Tahran, bu tür jeopolitik dalgalanmaların kendi iç demografik dengesini ve rejim güvenliğini doğrudan tehdit edeceğinin farkında.
Görünen o ki, Ankara’da atılan bu imzalar sadece borulardan akacak petrolün değil, aynı zamanda bölgedeki tüm siyasi ve stratejik kartların yeniden karılmasını sağladı. Şimdi gözler, İran rejiminin bu tarihi hamle karşısında devreye sokacağı diplomatik veya örtülü hamlelere çevrilmiş durumda.