Dr. Öğr. Üyesi Özlem BORA

TÜRKİYE VE AZERBAYCAN ARASINDA TİCARİ UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜNDE SİNGAPUR SÖZLEŞMESİ TEMELLİ YENİ BİR MODEL ÖNERİSİ

Ufku geniş insanlar yalnızca kendi dönemlerine değil, kendilerinden sonra gelecek kuşaklara da yön verir. Türkiye’nin ilk kadın avukatı Süreyya Ağaoğlu, benim için tam da böyle bir isimdir. Onun hukuk mücadelesi; yalnızca bir meslek edinme hikâyesi değil, aynı zamanda cesaretin, kararlılığın ve hukukun dönüştürücü gücüne duyulan inancın somutlaşmış hâlidir. 1903 yılında Karabağ’ın Şuşa şehrinde (bugünkü Azerbaycan sınırları içinde) doğmuş, Azerbaycan’ın kültürel mirasını taşıyarak Türkiye’de hukuk tarihine geçen Süreyya Ağaoğlu, iki kardeş ülke arasındaki ortak hukuki ve kültürel bağların en güçlü sembollerinden biridir. Babası, Ahmet Ağaoğlu, Azerbaycan kökenli önemli bir düşünür, gazeteci ve siyasetçiydi. Daha sonra Osmanlı Devleti’ne ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecine katılarak önemli görevler üstlenmiştir. Süreyya Ağaoğlu çocuk yaşta ailesiyle Türkiye’ye gelerek hukuk eğitimi almış ve 1927’de Ankara Barosu’na kaydolup Türkiye’nin ilk kadın avukatı unvanını kazanmıştır. Türkiye’de kadınların hukuk mesleğine girişinin önünü açan bu öncü hukukçu, yalnızca Türk hukuk tarihinin değil, aynı zamanda ortak Türk dünyasının da ilham veren şahsiyetlerinden biridir.

Bu makaleyi kaleme almaktaki temel motivasyonum,Süreyya Ağaoğlu’nun hukuk anlayışı; sınırları aşan, insanı merkeze alan ve uluslararası iş birliğini önemseyen bir perspektife sahip olmasıdır. Bugün Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ortaklığın ulaştığı seviye düşünüldüğünde, bu vizyonun uyuşmazlık çözümü alanında da yeni yaklaşımlarla desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye ve Azerbaycan, “Bir millet, iki devlet” anlayışını yalnızca siyasi ve kültürel ilişkilerde değil, ekonomik ve ticari iş birliklerinde de her geçen gün daha güçlü biçimde hayata geçirmektedir. Karşılıklı yatırımların artması, ortak enerji projeleri, ulaştırma koridorları, savunma sanayii iş birlikleri ve bölgesel ticaret hacminin büyümesi, doğal olarak ticari uyuşmazlıkların çözümünde de daha hızlı, daha öngörülebilir ve yatırımcı dostu mekanizmalara olan ihtiyacı artırmaktadır. İşte bu noktada alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, özellikle de arabuluculuk, klasik yargılama süreçlerine kıyasla tarafların ticari ilişkilerini koruyan, zaman ve maliyet avantajı sağlayan çağdaş bir çözüm modeli olarak öne çıkmaktadır. 

Sınır ötesi uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden olan arabuluculuğun en önemli hukuki dayanaklarından biri 2019yılında imzaya açılan “Arabuluculuk Sonucunda Yapılan Milletlerarası Sulh Anlaşmaları Hakkında Birleşmiş Milletler Konvansiyonu”, yaygın bilinen adıyla Singapur Sözleşmesi’dir. Sözleşme, arabuluculuk sonunda varılan uluslararası ticari sulh anlaşmalarının taraf devletlerde doğrudan icra edilebilmesine imkân tanıyarak, arabuluculuğu küresel ticaretin güvenilir uyuşmazlık çözüm mekanizmalarından biri hâline getirmeyi amaçlamaktadır. Çalışmamın tamamlanma tarihi itibariyle Singapur Sözleşmesini toplam 60 devlet imzalamış, 22 devlet de sözleşmeyi onaylamıştır ki imza atan devletlere baktığımızda Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Japonya ve Birleşik Krallıkgibi dünyanın önde giden dev ekonomilerinin olduğu görülecektir.

Türkiye 7 Ağustos 2019 tarihinde sözleşmeyi imzalamış olup, 11 Nisan 2022 tarihi itibariyle Sözleşme yürürlüğe girmiştir. Kazakistan 7 Ağustos 2019 tarihinde imzalamış, 23 Kasım 2022 tarihinde Sözleşme’yi yürürlüğe almıştır. Kırgızistan 1 Haziran 2026 tarihi itibariyle Sözleşme’yiyürürlüğe koymuştur. Belarus’da 15 Ocak 2021 tarihinde Sözleşme yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Azerbaycan ise Sözleşme’yi 23 Nisan 2026 tarihinde imzalamış olup, henüz Sözleşme’nin onay ve yürürlük süreci tamamlanmamıştır.

Bu çalışmada, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki hukuki altyapı açısından Singapur Sözleşmesi’nin sunduğu fırsatlar değerlendirilecek ve iki ülkenin ortak hukuk kültürü, dil yakınlığı, ekonomik entegrasyonu ve stratejik ortaklığı dikkate alınarak “Türkiye ile Azerbaycan Arasında Uluslararası Ticari Arabuluculuk İşbirliği Modeli” olarak adlandırılabilecek özgün bir iş birliği modeli önerilecektir. Bu modelin temel amacı, yalnızca mevcut uyuşmazlıkları çözmek değil; yatırımcı güvenini artıran, uluslararası ticareti destekleyen ve Türk dünyasında örnek teşkil edebilecek kurumsal bir alternatif uyuşmazlık çözüm ekosistemi oluşturmaktır.

Türkiye ve Azerbaycan arasındaki ekonomik, ticari ve stratejik iş birliği son yıllarda önemli ölçüde gelişmiştir. Türkiye ve Azerbaycan, tarihî ve kültürel bağlarını son yıllarda ekonomik ortaklık düzeyine taşımıştır. Özellikle enerji sektörü, ulaştırma koridorları, savunma sanayii, inşaat, bankacılık ve lojistik alanlarında gerçekleştirilen yatırımlar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini sürekli artırmaktadır. Artan yatırım hacmi ve sınır ötesi ticari ilişkiler, uyuşmazlık çözüm mekanizmalarının da aynı hızla gelişmesini gerekli kılmaktadır. Geleneksel mahkeme süreçlerinin uzun sürmesi, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusundaki prosedürler ile yargılama giderleri yatırımcılar açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Bu nedenle tarafların ihtiyaç duyduğu sistem; hızlı, düşük maliyetli, gizliliği koruyan, uluslararası icra kabiliyeti bulunan bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasıdır. Bu çalışma, Singapur Sözleşmesi’nin uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümüne sağladığı katkıları dikkate alarak iki ülke arasında uygulanabilecek yeni bir hibrit uyuşmazlık çözüm modeli önermektedir.

Günümüzde uluslararası ticarette yalnızca ulusal ya da uluslararası mahkemeler değil, arabuluculuk (mediation), tahkim(arbitration), çevrim içi uyuşmazlık çözümleri (online disputeresolution) ve med-arb gibi hibrit uyuşmazlık çözüm yolları (hybrid dispute resolution methods) gibi yöntemler tercih edilmektedir. Arabuluculuk, ticari ilişkinin devamını sağlaması, tarafların hür iradesine dayanması, gizli olması gibi özellikleri ile son yıllarda sınır ötesi uyuşmazlıklarda gelişen bir yöntem olmuştur.  Benzer şekilde arabuluculuk ticari itibari korumakta, şirketlerin gelecekte birlikte iş modelleri geliştirmesine fırsat tanımakta ve yatırımcı güvenini artırmaktadır. Bu özellikleri nedeniyle Dünya Bankası (International Bank forReconstruction and Development- IBRD) ve UNCITRAL (United Nations Commission on International Trade Law-Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu) gibi küresel ticaret hukukunun uyumlaştırılmasını amaçlayan birçok uluslararası kuruluş tarafından da desteklenmektedir.Singapur Sözleşmesi’nin avantajlarına gelecek olursak, klasik bir mahkeme kararına gerek kalmaması, arabuluculuğun uluslararası etkinliğini artırması, yatırımcı güvenini sağlaması ve zaman tasarrufu ile maliyet avantajı sayılabilir.

“Türkiye ile Azerbaycan Arasında Uluslararası Ticari Arabuluculuk İşbirliği Modeli” önerimizde hem Türk hem Azerbaycanlı arabuluculardan oluşacak bir ortak arabulucu havuzu, iki dilli uzman listesi, çevrim içi başvurular için ortakdijital platformun ve video konferans sisteminin kurulması, yapay zekâ destekli ön analiz gibi araç, yazılım ve donanımlarla işlevsel bir uyuşmazlık çözüm sistemi geliştirilebilir. Azerbaycan, Singapur Sözleşmesi’ni imzalamış olmasına rağmen henüz Singapur Sözleşmesini onaylamamış ve yürürlüğüne almamıştır. Bu süreçlerin bir an önce tamamlanması en büyük temennimizdir.   Azerbaycan’ın Singapur Sözleşmesini yürürlüğe alması halinde “Singapur Sözleşmesi Destekli İcra” sistemi ile arabuluculuk anlaşmalarının her iki ülkede süratle ve güvenle, uluslararası icra gücüne kavuşması sağlanabilecektir. 

Bugün Türkiye ile Azerbaycan arasındaki güçlü kardeşlik ilişkileri, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri bakımından da yeni ve yenilikçi modeller geliştirilmesini mümkün kılmaktadır.Singapur Sözleşmesi uluslararası hukuki temeli ile her iki ülke için önemli bir fırsattır. Ancak sözleşmenin sağladığı imkânlardan en yüksek düzeyde yararlanılabilmesi için yalnızca mevzuat uyumu yeterli değildir. Ortak kurumsal yapılar, dijital altyapılar, iki dilli uzman havuzu ve ortak eğitim programlarıyla desteklenen bütüncül bir model gereklidir. Bu çalışmada önerilen Türkiye–Azerbaycan Ticari Arabuluculuk Modeli ile her iki ülke arasındaki yatırım güvenliğini artıracağı, ticari uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözümlenmesini sağlayacağı ve uzun vadede Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde ortak bir alternatif uyuşmazlık çözüm sisteminin temelini oluşturabileceği değerlendirilmektedir.

Süreyya Ağaoğlu’nun açtığı yolda ilerlemek, yalnızca onun başarılarını anmakla değil, hukukun gelişimine katkı sağlayacak yeni fikirler üretmekle mümkündür. Kanaatimce Süreyya Ağaoğlu’nun mirasına en anlamlı katkı, onun cesaretini yalnızca hatırlamak değil, hukuku değişen dünyanın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni fikirlerle geliştirmeye devam etmektir. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki hukuki iş birliği, bu anlayışın hayata geçirilebileceği en güçlü zeminlerden birini oluşturmaktadır. Bu nedenle Türkiye ile Azerbaycan arasında önerilen uyuşmazlık çözüm modeli, ortak tarih ve ortak kültürün geleceğe taşınmasına hizmet edecek somut bir hukuk vizyonu olarak değerlendirilmelidir.