Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi konusunda Emekli Tümamiral ve akademisyen, “Mavi Vatan” doktrininin geliştiricisi ve “FETÖMETRE” uygulamasının mimarı  Prof. Dr. Cihat Yaycı ile yapılan röportajı sunuyoruz:

– Dünyanın gözü 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO’nun Ankara’da yapılan zirve toplantısına çevrilmiş durumda. Zirvede hangi konular masaya yatırılacak?

– Kanaatimce, Ankara’da düzenlenecek Zirve toplantısı son yılların en önemli NATO zirvelerinden biridir. Çünkü bu Zirve toplantısı sadece liderlerin iki günlük bir görüşmesinden ibaret değil. Aslında NATO, Ankara’da değişen dünya düzenine nasıl ayak uyduracağını tartışacak.

1949 yılında Sovyet tehdidine karşı mücadele etmek amacıyla kurulan NATO, Varşova Paktı ve Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasına rağmen feshedilmedi; aksine genişledi ve bugün 32 üyeden oluşan bir ittifaka dönüştü. Bu durum bize gösteriyor ki, NATO artık sadece askeri bir ittifak değil; aynı zamanda siyasi, ekonomik, teknolojik ve geostratejik bir güvenlik örgütü haline gelmiştir.

Ankara Zirvesi’nin gündeminde beş ana konuya odaklanılacak:

 Birincisi, savunma harcamalarının artırılması: Zirve toplantısında, geçen yıl belirlenen hedeflere uygun olarak savunma ve güvenlik harcamalarının gayri safi yurt içi hasılanın %5’ine kadar artırılmasına yönelik yatırım planlarının hayata geçirilmesi değerlendirilecek.

 İkincisi, savunma sanayisinin üretim kapasitesidir: Rusya-Ukrayna savaşı, mühimmat stoklarının ve üretim gücünün ne kadar hayati olduğunu ortaya koydu. NATO şu anda sadece daha fazla bütçe ayırmakla kalmayıp, aynı zamanda daha fazla silah, mühimmat, hava savunma sistemleri ve ileri teknoloji üretmeyi hedefliyor. Savunma Sanayii Forumu’nda milyarlarca dolar değerinde yeni üretim ve tedarik sözleşmelerinin açıklanması bekleniyor.

 Üçüncü konu, yükün paylaşılmasıdır: Amerika Birleşik Devletleri uzun süredir Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk üstlenmesini istiyor. Bu nedenle, Avrupa’nın hem daha fazla harcama yapması hem de daha büyük askeri sorumluluk alması zirvedeki temel tartışma konularından biri olacak.

 Dördüncü konu, Ukrayna’ya desteğin sürdürülmesi ve NATO’nun Rusya’ya karşı caydırıcılık stratejisidir: Ukrayna’ya askeri yardımın devam ettirilmesi, eğitim faaliyetleri ve uzun vadeli destek mekanizmaları ele alınacak.

 Beşinci konu ise yeni güvenlik alanlarıdır: Yapay zekâ, siber güvenlik, uzay, elektronik harp, kritik altyapıların korunması ve hibrit tehditler artık NATO’nun klasik güvenlik yaklaşımının ayrılmaz birer parçası haline gelmiştir.

Prof. Dr. Cihat Yaycı

– Bu zirvenin Türkiye için önemi nedir?

– Türkiye, NATO’da ikinci en büyük orduya sahip ülkedir. Ancak Türkiye’nin önemi yalnızca asker sayısından kaynaklanmıyor. Türkiye; Karadeniz’in güvenliği için anahtar rol oynuyor, boğazları kontrol ediyor, Balkanlar’da bir denge unsurudur, Kafkasya’ya açılan kapıdır, Orta Doğu’nun merkezinde yer almaktadır ve Doğu Akdeniz’in en güçlü kıyıdaş devletidir. Bu yüzden Türkiye’nin güvenliği ile NATO’nun güvenliği birbirinden ayrı düşünülemez.

Benim beklentim odur ki, Ankara Zirvesi’nde sadece bütçeler ve askeri hedefler değil, aynı zamanda müttefiklik ilkeleri de samimi bir şekilde masaya yatırılacak. Bir taraftan Türkiye’nin NATO için vazgeçilmez olduğu söylenirken, diğer taraftan Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği terör tehdidi konusunda ikili standartların uygulanması kabul edilemez. Aynı şekilde, savunma sanayisine siyasi gerekçelerle kısıtlamalar getirmek müttefiklik ruhuyla bağdaşmaz.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatleri, Mavi Vatan’daki egemenliği ve egemenlik hakları ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği, Türkiye için en başta gelen milli meselelerdir. Bunların hiçbirisi doğrudan veya dolaylı olarak tartışma konusu yapılmamalıdır.

– Zirve toplantısından hangi kararlar ve sonuçlar bekleniyor?

– İnanıyorum ki, uzun bir sonuç bildirgesi yerine Ankara Zirvesi’nde üç temel netice ön plana çıkacaktır: NATO’nun savunma harcamalarını artırma çabaları güçlendirilecek, savunma sanayisinde üretim kapasitesinin artırılması için yeni adımlar atılacak ve Avrupa’nın güvenlik alanında daha büyük sorumluluk üstlenmesi süreci hızlandırılacaktır.

Ancak bunlar Türkiye’nin gerçek başarıları değildir. Gerçek başarı; Türkiye’nin terörizmle mücadeledeki haklı güvenlik kaygılarının tam anlamıyla tanınması, savunma sanayisindeki engellerin kaldırılması ve Türkiye’nin geostratejik öneminin müttefikleri tarafından daha net bir şekilde kabul edilmesidir.

Unutmamak gerekir ki, devletlerin kalıcı dostları veya düşmanları yoktur; kalıcı olan sadece milli menfaatleridir. Türkiye, Ankara Zirvesi’ne bu anlayışla yaklaşmalı, aktif bir diplomasi yürütmeli ve hiçbir koşulda milli menfaatlerinden ödün vermemelidir.