
Bakü – Orhan Saffari
Bu dünyada, tahta çıktığında cumhurbaşkanı, tahttan indiğinde efsane olan bir adam var mıdır?
Vardı…
O oydu.
Elçibey’di.
Ebulfez Bey’di.
Bu dünyada halkın ekmeğini değil, derdini yiyen bir adam var mıdır?
Vardı.
O oydu.
Yüzünden hüzün yağan bir cumhurbaşkanıydı.
Ey benim dertli cumhurbaşkanım!
Yüzü ak, ruhu şad olan sensin.
Ey bizim dostumuz, bizim adamımız…
Sen bu dünyanın en çok aldatılan, en yoksul cumhurbaşkanıydın, Ebulfez Bey. Çünkü sen iktidara değil, halka inanmıştın.
İktidar makamından ayrıldın; ama insanların hafızasında kurulan gönül saraylarında sonsuza dek yaşamaya devam edeceksin.
Sen iktidarda büyümedin, Ebulfez Bey. Sen zaten tarihte büyüktün ve büyüklüğün de tarihte kaldı.
Sen yenildin; ama asla küçülmedin.
Acaba yenilmek bir insana nasıl bu kadar yakışabilirdi?
Acaba zaferi, yenilgiden sonra başlayan başka kim vardı?
Evet, sen böyleydin Ebulfez Bey.
Sen siyasetin değil, haysiyetin simgesiydin.
Sen iktidara sahip oldun; ama iktidar sana asla sahip olamadı.
Sen yolu kısa, izi uzun ve derin olan bir adam oldun.
Sen bu milletin kırılmış gururuna son kez bir bey nefesi üfledin; bu milletin başında bir bey havası oldun.
Sen bu dünyanın en güzel ölüsüydün, Ebulfez Bey.