Kaya Kerimoğlu / Güney Azerbaycan

Bakü’den Tebriz’e, Kerkük’ten Kaşgar’a Uzanan Bir Dava Adamı
24 Haziran, yalnızca Azerbaycan’ın ikinci Cumhurbaşkanı Ebulfez Elçibey’in doğum günü değildir. Bu tarih aynı zamanda Türk dünyasının bağımsızlık, özgürlük ve birlik idealine ömrünü adamış büyük bir fikir ve mücadele insanını hatırlama günüdür.
Ebulfez Elçibey, sıradan bir siyasetçi değildi. O, Sovyet sistemine karşı mücadele eden bir aydın, Azerbaycan’ın bağımsızlığı uğruna bedel ödeyen bir dava adamı ve Türk dünyasını ortak bir gelecek etrafında birleştirmeyi hedefleyen bir düşünce lideriydi.
Onun siyasi mücadelesinin merkezinde yalnızca Azerbaycan Cumhuriyeti değil, bütün Türk dünyası bulunuyordu. Elçibey’e göre Türk halkları farklı devletlerde yaşayabilirlerdi ancak tarihleri, kültürleri ve kaderleri ortaktı. Bu nedenle Türk dünyasının herhangi bir bölgesinde yaşanan acı, diğer bütün Türklerin ortak acısıydı.
Elçibey ve Güney Azerbaycan
Ebulfez Elçibey denildiğinde akla gelen ilk konulardan biri Güney Azerbaycan meselesidir.
O, Aras Nehri’nin iki yakasında yaşayan Azerbaycan Türklerini tek millet olarak görüyordu. Ona göre Aras, milletin doğal sınırı değil, tarih boyunca zorla oluşturulmuş siyasi bir ayrılığın sembolüydü.
Sovyet döneminde Güney Azerbaycan hakkında konuşmak bile ciddi baskılar doğururken Elçibey bu meseleyi açık şekilde gündeme getiren isimlerden biri oldu. Cumhurbaşkanlığı döneminde Güney Azerbaycan Türklerinin dil, kültür ve kimlik haklarını savundu. Tebriz’i, Erdebil’i, Urmiye’yi ve Zencan’ı Azerbaycan tarihinin ayrılmaz parçaları olarak değerlendirdi.
İran yönetimi tarafından en fazla dikkatle takip edilen Azerbaycan liderlerinden biri olmasının sebeplerinden biri de buydu. Çünkü Elçibey yalnızca siyasi sınırları değil, milletin tarihsel hafızasını esas alıyordu. Azerbaycan bir olsun, başkenti Tebriz olsun diyen Elçibey bu arzusunu bir vazife olarak Azerbahcan gençliyine emanet etti.
Bugün Güney Azerbaycan milli hareketi içerisinde Elçibey’in adı hâlâ büyük saygıyla anılmaktadır. Birçok aktivist onu yalnızca Kuzey Azerbaycan’ın değil, bütün Azerbaycan’ın liderlerinden biri olarak görmektedir.
Kerkük Türklerinin Sesi
Elçibey’in gönlünde özel yer tutan coğrafyalardan biri de Kerkük’tü.
Kerkük’ü yalnızca Irak sınırları içerisinde bulunan bir şehir olarak değil, Türk tarihinin ve kültürünün önemli merkezlerinden biri olarak değerlendiriyordu. Türkmenlerin maruz kaldığı baskıları yakından takip ediyor, uluslararası platformlarda onların haklarını savunuyordu.
1990’lı yıllarda Irak Türkmenleri siyasi baskılar, göç ettirme politikaları ve kimlik sorunlarıyla mücadele ederken Elçibey bu meseleye sessiz kalmadı. Türkmenlerin ana dilde eğitim, siyasi temsil ve kültürel haklarının korunması gerektiğini savundu.
Onun düşüncesinde Kerkük yalnızca bir şehir değildi; Türk milletinin ortak hafızasının yaşayan sembollerinden biriydi.
Kırım’dan Kaşgar’a Türk Dünyası
Elçibey’in Türk dünyası anlayışı Azerbaycan sınırlarının çok ötesine uzanıyordu.
Kırım Türklerinin milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile yakın ilişkiler kurdu. Sovyet sürgününün ardından vatanlarına dönmeye çalışan Kırım Tatarlarının mücadelesini destekledi.
Doğu Türkistan meselesini de yakından takip etti. Uygur Türklerinin karşı karşıya kaldığı kültürel ve siyasi baskıları Türk dünyasının ortak meselesi olarak değerlendirdi. Uygur milli hareketinin temsilcileriyle temaslar kurdu ve Doğu Türkistan’ın unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Elçibey’e göre Kaşgar’da yaşanan bir haksızlık Bakü’yü ilgilendirdiği kadar Ankara’yı, Bişkek’i ve Almatı’yı da ilgilendiriyordu.
Türk dünyasını parçalanmış coğrafyalar olarak değil, ortak bir medeniyet alanı olarak görüyordu.
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kardeşlik
Elçibey ile Kırımoğlu arasındaki ilişki yalnızca siyasi değil aynı zamanda manevi bir kardeşlik ilişkisiydi.
Her iki lider de Sovyet sisteminin baskılarına karşı mücadele etmiş, hapis ve sürgünlere rağmen milli davalarından vazgeçmemişti.
Kırımoğlu’nun Kırım Tatarlarının hakları için yürüttüğü mücadele Elçibey tarafından büyük takdirle karşılanıyordu. Elçibey, Kırım meselesini Türk dünyasının ortak sorumluluğu olarak görüyor ve Kırım Tatarlarının haklı mücadelesine her fırsatta destek veriyordu.
Alparslan Türkeş ile Ortak İdeal
Elçibey’in yakın ilişki kurduğu Türk dünyası liderlerinden biri de Alparslan Türkeş’ti.
İki lider farklı siyasi şartlarda mücadele etmiş olsalar da Türk birliği konusunda benzer düşüncelere sahipti. Türkeş’in Türk dünyasının kültürel ve siyasi dayanışmasına yönelik görüşleri ile Elçibey’in bağımsız Azerbaycan merkezli Türk dünyası vizyonu birçok noktada kesişiyordu.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Türk cumhuriyetleri arasında iş birliğinin geliştirilmesi konusunda her iki lider de önemli rol oynadı. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkilerinin güçlenmesinde bu fikir ortaklığının önemli katkısı oldu.
Elçibey’in Türk Dünyası Vasiyeti
Ebulfez Elçibey’in siyasi hayatı boyunca savunduğu temel fikir, Türk halklarının birbirini tanıması, birbirine sahip çıkması ve ortak gelecek inşa etmesiydi.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi, Türk halkları arasındaki kültürel ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi, Elçibey’in yıllar önce savunduğu fikirlerin giderek daha fazla karşılık bulduğunu göstermektedir.
Ancak Elçibey’in hayali yalnızca devletler arası iş birliği değildi. O, Bakü ile Tebriz’in, Kerkük ile Ankara’nın, Kırım ile Kazan’ın, Kaşgar ile Bişkek’in birbirini daha yakından tanıdığı büyük bir Türk medeniyet coğrafyası hayal ediyordu.
Doğumunun yıl dönümünde Ebulfez Elçibey’i yalnızca Azerbaycan’ın eski cumhurbaşkanı olarak değil, Türk dünyasının ortak vicdanı, özgürlük mücadelesinin sembolü ve birlik ülküsünün en önemli temsilcilerinden biri olarak saygı ve rahmetle anıyoruz.
Ruhu şad olsun.