Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Nasıl Kuruldu?

Bugün, Türk basın tarihinin en köklü ve en etkili meslek örgütlerinden biri olan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) kuruluşunun 80. yıl dönümü. Tam 80 yıl önce bugün, 10 Haziran 1946’da temelleri atılan bu kurum, sadece gazetecilerin haklarını koruyan bir meslek örgütü olmakla kalmadı; Türkiye’nin çok partili hayata geçiş sancılarıyla dolu demokratikleşme serüveninin de en yakın şahitlerinden biri oldu.

Peki, Türk basınının bu asırlık çınarı hangi şartlarda, kimler tarafından ve nasıl kuruldu? İşte Türk medyasının dönüm noktası olan o sürecin perde arkası…

1946 Atmosferi: Siyaset Kıvılcımlanırken Basın Özgürlüğü Arayışı

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Türkiye, tek partili dönemden çok partili demokratik sisteme geçişin eşiğindeydi. Siyasi arenada yeni partiler kurulurken, fikir dünyasında da muazzam bir hareketlilik yaşanıyordu. Ancak basın üzerindeki baskılar, sansür yasaları ve ekonomik imkansızlıklar gazetecilerin omzunda büyük bir yük oluşturuyordu.

Böyle bir atmosferde, kalemiyle geçinen ve meslek onurunu her şeyin üstünde tutan bir grup aydın gazeteci, iktidarlardan bağımsız, sadece gazetecilerin haklarını savunacak ve meslek ahlakını koruyacak bir çatı örgütün eksikliğini hissetti.

Beş Büyük Gazetecinin Tarihi İmzası

10 Haziran 1946 günü, İstanbul Valiliği’ne verilen bir dilekçeyle Türkiye Gazeteciler Cemiyeti resmen kuruldu. Cemiyetin kurucular kurulunda Türk basınına yön veren, isimleri bugün bile saygıyla anılan beş dev isim yer alıyordu:

 Sedat Simavi (Hürriyet Gazetesi’nin kurucusu – TGC’nin ilk başkanı)

 Sadun Galip Savcı

 Cihat Baban

 Hayri Alpar

 Sait Kesler

Cemiyetin kurucu başkanı seçilen Sedat Simavi, TGC’nin misyonunu ve gazetecilik mesleğinin ilkelerini şu tarihi ve meşhur sözüyle özetlemişti:

“Kalemine efendi kal, uşak olma; kır ama satma!”

Bir Odadan Basın Sarayına: Hak Arayışının Merkezi

İlk kurulduğunda Cağaloğlu’nda mütevazı bir odada faaliyetlerine başlayan cemiyet, kısa sürede Türkiye’nin dört bir yanındaki gazetecilerin buluşma noktası haline geldi. TGC, kurulduğu günden bu yana şu temel başarı ve geleneklere imza attı:

 Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri: Mesleğin en prestijli ödülleri haline gelen bu organizasyon, nitelikli gazeteciliği teşvik etmenin en önemli aracı oldu.

 Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi: Gazetecinin halka, gerçeğe ve mesleğine olan sorumluluklarını uluslararası standartlarda yazılı bir metne dönüştürdü.

 Basın Müzesi: İstanbul Cağaloğlu’nda bulunan müze, katledilen gazetecilerin hatıralarından tarihi matbaa makinelerine kadar Türk basınının hafızasını canlı tutuyor.

80 Yıllık Miras: “Gerçeğin Sesi”

Bugün binlerce üyesi bulunan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, her yıl 10 Haziran’da sadece kuruluşunu kutlamıyor; aynı zamanda basın özgürlüğünün, halkın haber alma hakkının ve meslek etiğinin önemini bir kez daha topluma hatırlatıyor. Dönemler, hükümetler ve teknolojiler değişse de, 1946’da dikilen bu çınar, Türk basınının en zorlu dönemlerinde dahi meslek onurunun kalesi olmayı sürdürüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir