Tuva Cumhuriyeti’nin eski lideri Şolban Kara-ool, “Rusya’nın birliğini güçlendirme” gerekçesiyle Tuva halkının daha fazla Ruslaştırılması gerektiğini savundu.

Şolban Kara-ool yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in öğretmen yetiştirme süreçlerinde Rusça eğitiminin güçlendirilmesi yönündeki görüşlerini desteklediğini belirterek şunları söyledi:

“Devlet Başkanımız yüz kez haklıdır. Vladimir Vladimiroviç Putin, öğretmenlerin yetiştirilmesinde Rusça eğitiminin güçlendirilmesinin gerekliliğinden söz ediyor. Eğitim sisteminde Rusçanın konumunu güçlendirmeye yönelik bu kararı destekliyorum.”

Bu açıklama, Tuva milli kimliğini savunan çevrelerde tepkiyle karşılandı. Eleştirmenlere göre, yerel dillerin eğitim ve kamusal hayattaki rolünün azaltılması, yalnızca bir dil meselesi değildir. Ana dilin gerilemesi; tarihî hafızanın, kültürel mirasın ve milli bilincin de zayıflaması anlamına gelmektedir.

Onlara göre, Tuva Türkçesinin daha az konuşulduğu, daha az öğretildiği bir gelecek; Tuvalıların kendi geçmişleriyle bağlarının kopmasına, milli özgüvenlerinin aşınmasına ve Moskova merkezli tek tip bir kimliğin güçlenmesine hizmet edecektir.

Bu nedenle Kara-ool’un açıklaması, birçok kişi tarafından yalnızca siyasi bir sadakat göstergesi değil, aynı zamanda kendi halkının kültürel varlığına yönelik bir taviz olarak değerlendirilmektedir. Eleştirilerde sıkça şu görüş dile getirilmektedir:

“İktidara sadık olunabilir, Kremlin’in söylemleri tekrar edilebilir. Ancak herkes kendi halkının dilinden, kimliğinden ve kültürel mirasından vazgeçmeye hazır değildir.”

Rusya Federasyonu içindeki birçok Türk ve yerli halk için dil, yalnızca bir iletişim aracı değil; aynı zamanda tarih, kimlik ve varoluş meselesidir. Bu nedenle Tuva’da yaşanan tartışma, yalnızca Tuvalıları değil, kendi dilini ve kültürünü korumaya çalışan bütün yerli halkları yakından ilgilendiren bir konu olarak görülmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir