Dr. Antiga Rzayeva Elp

:“Uzundərə”nin Azerbaycan Müzik Belleğinden Dünya Sahnelerine Uzanan Hikayesi

Bazen müzik tarihinin en ilginç hikayeleri büyük senfonilerden, operalardan ya da ünlü bestecilerin adlarından değil, halk arasında kuşaktan kuşağa aktarılan tek bir melodiden doğar. Bir düğünde çalınan bir ezgi, bir köy şenliğinde oynanan bir dans veya bir yazarın eserinde adı geçen bir oyun havası, yıllar sonra opera sahnesine, bale partitürüne ve uluslararası konser salonlarına taşınabilir. “Uzundərə”nin hikayesi de tam olarak böyledir.

Bu melodinin izini sürdüğümüzde karşımıza yalnızca bir Azerbaycan halk dansı çıkmaz. Aynı zamanda 20. yüzyılın başlarındaki Karabağ ve Bakü kültür ortamı, Üzeyir Hacıbeyli’nin milli müzik dili, Tiflis gibi çok kültürlü bir kentin müzik yaşamı, Sovyet döneminin “halkların dostluğu” estetiğine uygun sahne eserleri ve nihayet folklorun aidiyeti konusunda günümüzde de devam eden tartışmalar çıkar. Daha da önemlisi, “Uzundərə”nin tarihini yalnızca 1942 yılında Aram Haçaturyan’ın bestelediği “Gayane” balesinden başlatmak mümkün değildir. Bu melodinin izleri çok daha eski dönemlere uzanmaktadır.

Birinci İz: 1907’de Edebiyatta “Uzundərə”“Uzundərə”den söz edildiğinde çoğu zaman ilk akla gelen isim Üzeyir Hacıbeyli’dir. Oysa melodinin ve dansın Azerbaycan kültürel belleğindeki izleri Hacıbeyli’nin yaratıcılığından da önce görülmektedir. Celil Memmedquluzade’nin 1907 yılında kaleme aldığı “Gurbanali Bey” adlı eserinde “Uzundərə” dansının adının geçmesi bu açıdan dikkat çekici bir ayrıntıdır. Bu durum, 20. yüzyılın ilk yıllarında “Uzundərə”nin Azerbaycan’ın toplumsal ve kültürel çevresinde tanınan bir dans olduğunu düşündürmektedir.Bu küçük ayrıntının önemi büyüktür. Çünkü bir halk dansının yalnızca sahnede icra edilen bir koreografik kompozisyon olarak değil, insanların gündelik diline, düğün ve meclis geleneklerine ve edebiyata girmiş olması, onun belirli bir sosyal ve kültürel çevrede zaten bilinen bir unsur olduğunu gösterir. Dolayısıyla “Uzundərə”nin tarihini yalnızca nota kayıtları üzerinden değil, edebî metinler aracılığıyla da izlemek mümkündür. Bu durum, folklor araştırmacısı açısından son derece değerli bir veri niteliğindedir.

İkinci İz: Üzeyir Hacıbeyli Melodiyi Sahneye Taşıyor“Uzundərə”nin müzik tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biri, Üzeyir Hacıbeyli’nin “O Olmasın, Bu Olsun” adlı müzikli komedisidir. Eser 1910 yılında yazılmış ve 25 Nisan 1911’de Bakü’de ilk kez sahnelenmiştir. Hacıbeyli, halk müziği malzemesinden rastlantısal biçimde yararlanan bir besteci değildi. Halk ezgilerini ve dans melodilerini, karakterlerin kişiliğini ortaya koymak, sahnenin komik etkisini güçlendirmek ve millî müzik dilini yeni bir tiyatro türüne taşımak amacıyla kullanıyordu. “Mən nə qədər, nə qədər qoca olsam da…” adlı şarkının melodik temelinde “Uzundərə”nin bulunması da bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biridir.

Kaynaklarda, bu melodinin bir ölçüde değiştirilerek Məşədi İbad karakterinin sunumunda kullanıldığı belirtilmektedir. Burada son derece ilginç bir sanatsal dönüşüm gerçekleşir. Halk arasında lirik ve zarif bir dans melodisi olarak yaşayan müzik malzemesi, Hacıbeyli’nin eserinde satirik ve dramatik bir işleve kavuşur. Melodi değişir, bağlam değişir, dolayısıyla sahnedeki anlamı da değişir, ancak melodinin kültürel belleği varlığını sürdürür. Bu örnek, folklorik malzemenin profesyonel bestecilikte nasıl yeni bir anlam kazanabileceğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

“Uzundərə” Yalnızca Bir Dans Değil, Aynı Zamanda Bir İmgedir

Azerbaycan halk dansları arasında “Uzundərə”yi özel kılan özelliklerden biri, lirik karakteridir. Araştırmalarda bu dans, kadın danslarıyla ilişkilendirilen; zarif, melodik ve görece sakin karakterli örnekler arasında değerlendirilmektedir. Günümüz Azerbaycan dans araştırmalarında “Uzundərə”, sahne koreografilerinin oluşumunda önemli örneklerden biri olarak da ele alınmaktadır.

Dansın gelin töreniyle ilişkilendirilmesi de onun çevresinde oluşan kültürel tasavvurların önemli bir parçasıdır. Azerbaycan’ın farklı bölgelerinde düğün törenleri yalnızca sosyal etkinlikler olarak görülmemiştir. Müzik, dans, giysi, hareket, dua ve ritüel davranışlar burada birbirini tamamlayan bütünsel bir yapı oluşturmuştur. Bu açıdan bakıldığında “Uzundərə”yi yalnızca bir müzik eseri olarak incelemek yeterli değildir. Bu melodinin arkasında aynı zamanda belirli bir tören kültürü ve toplumsal hafıza bulunmaktadır.

Bir Başka Önemli İz: 1937 Tarihli Nota Kaydı

Ünlü “Uzundərə” lirik halk dansının 1937 yılında Bakü’de besteci Sait Rüstəmov tarafından notaya alınarak “Azerbaycan Halk Dansları” derlemesinde yayımlandığı belirtilmektedir. 1937 tarihli bu nota kaydının varlığı üç açıdan önem taşımaktadır.

Birincisi, kültürel belgeleme: “Uzundərə” ve diğer geleneksel dansların notaya geçirilmesi, sözlü kültür ortamında yaşayan bu repertuvarın yazılı ve müzikolojik bir belgeye dönüşmesini sağlamıştır. Bu tür kayıtlar, bir eserin belirli bir tarihsel dönemdeki varlığını belgeleyen önemli kaynaklardır.

İkincisi, kaybolma riski taşıyan mirasın korunması: Yüzyıllar boyunca büyük ölçüde sözlü aktarım yoluyla yaşatılan ve zaman içinde unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan melodilerin notaya geçirilmesi, onların müzik tarihine kaydedilmesini mümkün kılmıştır.

Üçüncüsü, sahneye geçiş süreci: Halk arasında, düğünlerde ve çeşitli geleneksel toplantılarda yaşayan dans melodilerinin yazılı biçimde belgelenmesi, bu repertuvarın profesyonel müzik toplulukları, orkestralar ve büyük sahnelerde yeniden yorumlanmasının önünü açmıştır.

Bu nedenle 1937 tarihli nota kaydı, “Uzundərə”nin yalnızca geçmişteki varlığını gösteren bir belge değil, aynı zamanda folklorik repertuvarın profesyonel müzik alanına taşınma sürecinin önemli aşamalarından biri olarak değerlendirilebilir.

Peki, Haçaturyan Nerede Devreye Giriyor?Ermeni besteci Aram Haçaturyan’ın bazı eserlerinde Azerbaycan müziğine ait olduğu ileri sürülen motiflerden yararlanması, son yıllarda üzerinde yoğun biçimde tartışılan konulardan biridir. Ancak bu konuda farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı kaynaklar söz konusu etkileri reddederken, bazı araştırmacılar ise Haçaturyan’ın müzik dilinde Azerbaycan müziğinin etkilerinin bulunduğunu savunmaktadır.

Aram Haçaturyan (1903–1978), dünya çapında tanınan Sovyet-Ermeni besteci, orkestra şefi ve müzik eğitimcisidir. Klasik müzikte millî müzik unsurlarını senfonik formlarla birleştirmesiyle tanınmıştır. Eserlerinde Kafkasya ve Yakın Doğu müzik kültürlerine ait unsurların yanı sıra ritmik zenginlik ve güçlü bir melodik anlatım dikkat çeker. Haçaturyan’ın en tanınmış eserleri arasında “Gayane” ve “Spartak” baleleri ile keman, piyano ve viyolonsel için yazdığı konçertolar bulunmaktadır. “Gayane” balesinin bir bölümünde ise “Uzundərə” dansıyla ilişkilendirilen bir melodik malzeme geniş biçimde kullanılmaktadır.

Besteci Firudun Allahverdi’nin değerlendirmesine göre, Sovyet döneminde birlik cumhuriyetleri arasındaki hareketlilik ve kültürel etkileşim, aynı müziklerin komşu halklar arasında yaygın biçimde kullanılmasına zemin hazırlamıştır. Allahverdi’nin aktardığına göre “Uzundərə”, o dönemlerde düğün törenlerinde “Vağzalı”dan önce gelin havası olarak da icra edilmiştir.Haçaturyan’ın baleleri yalnızca Sovyetler Birliği içinde değil, diğer birlik cumhuriyetlerinde ve uluslararası sahnelerde de büyük ilgi görmüştür. Bu başarısında dönemin Sovyet kültür politikaları doğrultusunda seçilen temaların yanı sıra, yurtdışındaki Ermeni diasporasının desteğinin de rol oynadığı ileri sürülmektedir.

Sonuç olarak Haçaturyan, 20. yüzyılın en tanınmış bestecilerinden biri haline gelmiştir.

Azerbaycan Müziğinden Etkilenme ve Melodilerin Zaman İçinde Sahiplenilmesi

Sanat tarihi alanında felsefe doktoru ve müzikolog Rauf Bəhmənli’ye göre, senfoni, opera ve bale gibi büyük ölçekli eserler yazan besteciler açısından halk müziği önemli ve zengin bir kaynak oluşturur. Bəhmənli, Haçaturyan’ın Sovyet döneminde Azerbaycan müzik çevresiyle yakın temas içinde bulunduğunu ve bu müzikleri çocukluk yıllarından itibaren işittiğini belirtmektedir. Ona göre “Uzundərə”, Ağdam bölgesiyle ilişkilendirilen bir halk dansıdır ve Haçaturyan’ın eserlerinde Azerbaycan halk müziğinin ritmik ve melodik unsurları açık biçimde hissedilmektedir.

Müzikoloğun değerlendirmesine göre, Sovyet döneminde Azerbaycan halk müziğinin Ermeniler tarafından sahiplenildiği yönündeki tartışmalar, 19. yüzyılda Türkmençay ve Edirne antlaşmalarından sonra bölgeye gerçekleşen Ermeni göçleriyle de ilişkilendirilmektedir. Ancak burada tarihsel iddialar ile müzikolojik kanıtları birbirinden ayırmak gerekir. Bir melodinin başka bir bestecinin eserinde kullanılması, tek başına doğrudan “plagiarism” ya da intihal anlamına gelmez. Bu nedenle etkileşim, alıntı, yeniden işleme, ortak kültürel dolaşım ve intihal gibi farklı kategorilerin birbirinden ayrılması önem taşımaktadır.

Haçaturyan’ın Çocukluk Dünyasında Azerbaycan Müziği

Burada önemli bir başka ayrıntı daha karşımıza çıkar. Aram Haçaturyan 1903 yılında Tiflis’te doğmuştur. Çocukluk ve gençlik yıllarını Kafkasya’nın çok kültürlü müzik ortamında geçirmiştir. Haçaturyan, 1952 yılında halk unsurunun müzikteki rolü üzerine kaleme aldığı “My Idea of the Folk Element in Music” başlıklı yazısında, çocukluk döneminde Ermeni, Azerbaycan ve Gürcü şarkı ve danslarını duyduğunu ve bu seslerin onun müzik düşüncesi üzerinde derin bir etki bıraktığını ifade etmiştir.

İrakli Andronikov da 1981 yılında yayımlanan çalışmasında bestecinin müzik dilinde Azerbaycan halk müziğinin etkisine dikkat çekmiştir. Andronikov, Haçaturyan’ın müzikal kaynaklarını değerlendirirken, onun müzik dünyasında üç müzik kültürünün — Ermeni, Gürcü ve Azerbaycan müzik kültürlerinin — bir sentezini görmek gerektiğini vurgulamıştır. Bu noktada önemli olan, Haçaturyan’ın kendi açıklamalarının da çocukluk döneminde farklı Kafkas müzik kültürleriyle karşılaşmış olduğunu göstermesidir.

Bununla birlikte, uluslararası ve akademik kaynaklar Haçaturyan’ın Azerbaycan müziğini doğrudan izinsiz biçimde kullandığı ve bunun bilim dünyasında resmî olarak “intihal” kabul edildiği yönünde kesinleşmiş bir karar ya da doğrulanmış bir kanıt sunmamaktadır. Dolayısıyla “Uzundərə” örneğinde kültürel etkileşim ile intihal arasındaki ayrımı korumak, tarihsel değerlendirme açısından özellikle önemlidir.

Azerbaycan Folklorunun Hukuki Korunması ve Uluslararası Savunma MekanizmalarıAzerbaycan folklor örneklerinin korunması amacıyla devlet tarafından çeşitli hukuki ve kurumsal düzenlemeler hayata geçirilmiştir. 2003 yılında kabul edilen “Azerbaycan Folklor Örneklerinin Hukuki Korunması Hakkında Kanun”, millî folklorun fikrî mülkiyet kapsamında korunmasına yönelik hukuki çerçeveyi oluşturmuştur. 2011 yılında yapılan değişikliklerle ise folklor örneklerinin yabancı ülkelerde ticari amaçlarla kullanımının denetlenmesine ilişkin mekanizmalar güçlendirilmiştir.

Azerbaycan Fikri Mülkiyet Ajansı, folklor örneklerinin hukuka aykırı kullanımına ilişkin durumlarda devletin çıkarlarını temsil etmekte, gerektiğinde Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) gibi uluslararası kuruluşlara başvurmakta ve Azerbaycan’ın bu alandaki tutumunun uluslararası düzeyde tanıtılması amacıyla çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Azerbaycan Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı da folklor mirasının korunması, yaşatılması ve tanıtılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır.

Bu çerçevede zaman zaman bazı eserlerde Azerbaycan kaynaklarından kabul edilemez biçimde yararlanıldığı veya kültürel unsurların sahiplenildiği yönünde iddialar gündeme gelebilmektedir. Hatta kimi durumlarda bu iddiaların sözlü olarak doğrulandığı da ileri sürülmektedir. Ancak bilimsel ve hukuki açıdan kesin bir sonuca ulaşabilmek için söz konusu iddiaların güvenilir belgeler, karşılaştırmalı müzikolojik analizler ve doğrulanabilir tarihsel verilerle desteklenmesi gerekir. Çünkü müzikal etkilenme ile intihal aynı şey değildir. Bir melodinin başka bir kültürün müzik ortamında duyulması, dönüştürülmesi veya yeni bir eser içerisinde yeniden yorumlanması, tek başına intihal olarak nitelendirilemez. İntihal iddiasının ortaya konulabilmesi için melodik yapının, kullanım biçiminin, kaynak ilişkisinin ve eserin yaratılış koşullarının somut kanıtlarla değerlendirilmesi gerekir.

“Uzundərə”nin hikayesi de tam bu noktada daha geniş bir anlam kazanır. Bir halk melodisinin yolculuğu yalnızca müziğin nasıl değiştiğini değil, kültürlerin birbirleriyle nasıl temas ettiğini, melodilerin nasıl dolaşıma girdiğini ve zaman içinde farklı topluluklar tarafından nasıl yeniden anlamlandırıldığını da gösterir.

Bu nedenle “Uzundərə”yi yalnızca bir Azerbaycan halk dansı ya da “Gayane” balesinde kullanılan bir melodi olarak görmek eksik bir yaklaşım olur. Onun hikayesi; sözlü kültürden edebiyata, halk müziğinden tiyatro sahnesine, geleneksel danstan bale sanatına ve yerel hafızadan uluslararası müzik dünyasına uzanan uzun ve karmaşık bir kültürel yolculuğun hikayesidir.