28 Mayıs yalnızca bir bağımsızlık tarihi değildir.

28 Mayıs, Türk dünyasının modern devlet aklının yeniden ayağa kalktığı gündür. Çünkü 1918’de kurulan Azerbaycan, sadece Azerbaycan halkının değil, bütün Türk dünyasının ilk modern cumhuriyet deneyimlerinden biri oldu. Parlamenter sistem, kadınlara seçme-seçilme hakkı, milli ordu ve milli kimlik inşası gibi adımlar, o dönemin şartlarında yalnız Kafkasya için değil, bütün Doğu için büyük bir kırılmaydı.

Bugün ise 28 Mayıs’a bakarken artık yalnız geçmişi değil, geleceği de konuşuyoruz. Çünkü son yıllarda Azerbaycan sadece bağımsızlığını koruyan bir devlet değil; bölgesel güç olmayı başaran, Türk dünyasının merkezlerinden birine dönüşen bir aktör haline geldi. 2020 Karabağ Zaferi bu sürecin dönüm noktasıydı.

30 yıla yakın işgal altında kalan toprakların geri alınması, yalnızca askeri bir başarı değildi. Bu zafer, Türk dünyasında psikolojik bir eşik oluşturdu. Uzun yıllar boyunca savunmada kalan, sürekli kayıp yaşayan ve dağınık hareket eden Türk jeopolitiği ilk kez net bir stratejik başarı elde etti.

Karabağ’da ortaya çıkan tablo, “Türk dünyası birlikte hareket ederse sonuç alabilir” düşüncesini güçlendirdi. Bu süreçte Azerbaycan’ın dış politika stratejisi dikkat çekiciydi. Azerbaycan aynı anda Türkiye ile stratejik ittifakını güçlendirirken; Rusya, İsrail, Avrupa Birliği, Orta Asya ve hatta Çin’le dengeli ilişkiler kurmayı başardı. Enerji diplomasisini güvenlik diplomasisiyle birleştirdi.

Bakü artık yalnızca petrol ve doğalgaz üreten bir başkent değil; aynı zamanda diplomatik denge kurabilen bir merkez olarak görülüyor.

Bugün Zengezur Dehlizi meselesi de bu yüzden yalnızca bir ulaşım hattı değildir. Zengezur Dehlizi, Türk dünyasının fiziksel birleşme projesidir. Bu koridorun açılması; Türkiye’den Nahçıvan’a, oradan Azerbaycan’a, Hazar üzerinden Orta Asya’ya uzanan yeni bir jeopolitik damar anlamına geliyor.

Yani mesele sadece yük taşımak değil; kültür taşımak, siyaset taşımak, ekonomi taşımak ve ortak gelecek inşa etmektir.

Çünkü tarih boyunca Türk dünyasının en büyük sorunlarından biri parçalanmış coğrafyaydı. Araya çizilen sınırlar, kapatılan yollar ve koparılan bağlantılar Türk halklarını birbirinden uzaklaştırdı. Şimdi ise Zengezur hattı bu kopuşu tersine çevirebilecek stratejik bir anahtar olarak görülüyor.

Tam da burada Azerbaycan’ın son yıllarda üstlendiği rol daha görünür hale geliyor. Türkiye içeride yoğun siyasi ve ekonomik gündemlerle meşgulken, Türk milliyetçiliği de uzun süredir daha çok iç tartışmalar içinde sıkışmış durumda. Oysa Azerbaycan’da özellikle Karabağ zaferinden sonra milli kimlik söylemi daha canlı, daha mobilize edici ve daha devlet merkezli bir biçimde ilerledi. Bu durum Bakü’yü doğal olarak Türk dünyasında moral ve motivasyon merkezi haline getirdi.

Bugün Kazakistan’dan Özbekistan’a, Kırgızistan’dan Kuzey Kıbrıs’a kadar birçok bölgede Azerbaycan’ın başarısı dikkatle izleniyor. Çünkü Azerbaycan modeli; küçük nüfuslu ama stratejik akıl kullanan, askeri gücünü diplomasiyle destekleyen ve milli hedeflerinden vazgeçmeyen bir devlet modeli olarak öne çıkıyor.

Elbette bu süreç kolay oluşmadı. 1990’ların başındaki dağınık dönem, ekonomik krizler, savaş kayıpları ve uluslararası yalnızlık Azerbaycan için ağır bir sınavdı. Ancak enerji gelirlerinin devlet kapasitesine dönüştürülmesi, ordunun modernizasyonu, diaspora faaliyetleri ve Türkiye ile kurulan derin stratejik ortaklık yeni bir dönem başlattı.

Bugün artık mesele sadece Azerbaycan’ın yükselişi değildir. Asıl mesele, bu yükselişin Türk dünyasında nasıl bir etki oluşturacağıdır. Eğer Türk devletleri ortak ekonomik projeler geliştirebilir, savunma alanında koordinasyonu artırabilir ve kültürel entegrasyonu güçlendirebilirse; 21. yüzyıl Türk dünyası açısından yeni bir jeopolitik dönemin başlangıcı olabilir.

28 Mayıs’ın bugünkü anlamı da tam burada yatıyor. Bir asır önce kurulan cumhuriyet, bugün yalnızca bağımsız bir devlet olarak değil; Türk dünyasının yeni jeopolitik eksenlerinden biri olarak yeniden tarih sahnesine çıkıyor. Ve belki de artık mesele sadece Azerbaycan’ın bağımsızlığı değildir. Mesele, Türk dünyasının birbirine yeniden bağlanma ihtimalidir! Bu konuda Azerbaycan’ın üzerine çok büyük görev düşüyor.

Bağımsızlığın daim olsun, Azerbaycan!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir